Giriş
Cumhuriyet’in ilanından sonra Türk dili ve edebiyatında köklü değişimler yaşanmıştır. Özellikle Harf Devrimi’nin ardından başlayan dilde sadeleşme hareketi zamanla farklı anlayışların ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bir tarafta dili mümkün olduğunca yabancı unsurlardan arındırmayı amaçlayan özleştirmeciler bulunurken, diğer tarafta dilin tarihî gelişimini esas alan sanatçılar yer almıştır.
1950 yılında yayımlanmaya başlayan Hisar dergisi, bu tartışmaların tam ortasında kendine özgü bir çizgi oluşturmuştur. Topluluk, ne eski Osmanlıcayı yeniden diriltmeyi ne de masa başında oluşturulan yapay kelimeleri benimsemeyi doğru bulmuştur. Onların temel ilkesi, halk tarafından benimsenmiş ve günlük hayatta yaşayan Türkçeyi sanat dili olarak kullanmaktır.
Hisarcılar bu görüşlerini özellikle derginin ikinci yayın döneminde daha sistemli hâle getirmişler; Şubat ve Mart 1967 tarihli 113 ve 114. sayılarda yayımladıkları dört maddelik bildiride dil anlayışlarını açık biçimde ortaya koymuşlardır. Bildirinin ilk maddesi olan “Sanatçının dili yaşayan dil olmalıdır.” ilkesi, topluluğun bütün estetik anlayışının temelini oluşturmuştur.1
Hisar Topluluğunun Ortaya Çıkışı
Hisar dergisi ilk kez 1950 yılında yayımlanmaya başlamış; Mehmet Çınarlı, İlhan Geçer, Gültekin Sâmanoğlu, Mustafa Necati Karaer ve Munis Faik Ozansoy gibi isimler etrafında şekillenmiştir.
Topluluğun amacı geçmişle bağlarını koparmayan fakat çağın ihtiyaçlarına cevap veren millî bir sanat anlayışı geliştirmektir. Bu nedenle Hisarcılar, ne bütünüyle gelenekçi ne de bütünüyle yenilikçi olarak değerlendirilebilir. Onların temel hedefi, Türk edebiyatının tarihî birikimini çağdaş sanat anlayışıyla buluşturmaktır.
Mehmet Çınarlı’nın ifadesiyle sanat, geçmişten beslenmeli; fakat geçmişin taklidi hâline de gelmemelidir.2
Hisar’ın Dil Anlayışının Temelleri
Hisarcılar için dil yalnızca iletişim aracı değildir. Dil aynı zamanda milletin tarihini, kültürünü ve ortak hafızasını taşıyan canlı bir organizmadır.
Bu nedenle dil üzerinde ideolojik müdahalelerin yapılmasını doğru bulmamışlardır. Topluluğa göre kelimelerin kökeninden çok toplum tarafından benimsenmiş olması önemlidir.
Şubat ve Mart 1967 tarihlerinde yayımlanan bildiride yer alan “Sanatçının dili yaşayan dil olmalıdır.” ilkesi, bu anlayışın en açık ifadesidir.3
Yaşayan Türkçe; halkın konuştuğu, yazdığı, anladığı ve benimsediği Türkçedir. Bu anlayış, hem aşırı Osmanlıca kullanımını hem de yapay özleştirme hareketlerini reddetmektedir.
Mehmet Çınarlı’nın Dil Anlayışı
Hisar hareketinin teorik lideri kabul edilen Mehmet Çınarlı, özellikle başyazılarında ve denemelerinde dil konusuna geniş yer vermiştir.
Çınarlı’ya göre dil tabii gelişimi içerisinde değişmelidir. Devlet eliyle veya masa başında yapılan müdahaleler, dilin doğal yapısını bozar.
Onun düşüncesine göre bir kelimenin Türkçe sayılması için mutlaka Türkçe kökten türemesi gerekmez. Asırlar boyunca millet tarafından benimsenmiş ve günlük kullanımın parçası hâline gelmiş her kelime Türkçenin malıdır.4
Bu nedenle Hisarcılar, Arapça ve Farsça kökenli olduğu hâlde halk tarafından benimsenmiş kelimelerin kullanılmasını doğal karşılamışlardır.
Tasfiyeciliğe ve Uydurmacılığa Karşı Tavır
1950-1970 yılları arasında Türk Dil Kurumu çevresinde yürütülen özleştirme çalışmaları, Hisarcılar tarafından eleştirilmiştir.
Topluluk, halkın hiç kullanmadığı yeni kelimelerin edebî eserlerde zorla kullanılmasını doğru bulmamıştır.
Mehmet Çınarlı’ya göre dil laboratuvarda üretilemez; dil, toplum içerisinde kendiliğinden gelişir. Yapay biçimde oluşturulan kelimeler toplum tarafından benimsenmediği sürece kalıcı olamaz.5
Hisarcılar bu nedenle “uydurmacılık” olarak adlandırdıkları anlayışın dile zarar verdiğini savunmuşlardır.
Kuşaklar Arasındaki Kültür Bağı
Hisar topluluğunun en önemli kaygılarından biri de kültürel sürekliliğin korunmasıdır.
Onlara göre dilde yapılan aşırı değişiklikler yalnızca kelimeleri değiştirmez; aynı zamanda milletin geçmişiyle bağını da koparır.
Yeni yetişen nesiller eski metinleri okuyamaz hâle geldiğinde kültürel hafıza zayıflayacaktır.
Munis Faik Ozansoy ve Mehmet Çınarlı bu nedenle dilde köklü tasfiyelerin uzun vadede kültürel kopuş oluşturacağını savunmuşlardır.6
Gelenek ve Yenilik Dengesi
Hisarcılar geçmişi bütünüyle reddetmedikleri gibi geçmişe körü körüne bağlı kalmayı da doğru bulmamışlardır.
Onlara göre gerçek sanatçı gelenekten beslenmeli; fakat çağının meselelerini de ihmal etmemelidir.
Bu anlayış özellikle şiirde açık biçimde görülmektedir.
Hisar şairleri aruzu zorunlu görmemiş, heceyi tek seçenek kabul etmemiş, serbest şiire de tamamen karşı çıkmamışlardır. Önemli olan şekilden çok estetik başarıdır.
Bu yönüyle Hisar hareketi, gelenek ile modernite arasında denge kurmaya çalışan bir edebiyat anlayışını temsil eder.
Garip Akımına Yöneltilen Eleştiriler
Hisarcılar Garip şiirinin Türk şiirine bazı yenilikler kazandırdığını kabul etmekle birlikte, şiirin estetik seviyesini düşürdüğünü düşünmüşlerdir.
Onlara göre günlük konuşma dili şiirde kullanılabilir; ancak şiir bütünüyle sıradan konuşmaya indirgenemez.
Şiir; musikisi, çağrışımı ve estetik yapısıyla günlük konuşmadan ayrılmalıdır.
Bu nedenle Garip hareketinin aşırı sadeleşme anlayışı Hisarcılar tarafından yeterli görülmemiştir.
İkinci Yeni’ye Bakış
Hisarcıların en sert eleştirileri İkinci Yeni şairlerine yönelmiştir.
Topluluk, anlamın tamamen kapatılmasını ve dil kurallarının bilinçli biçimde bozulmasını şiirin gelişmesi açısından doğru bulmamıştır.
Onlara göre şiir estetik olmalı; fakat okuyucu ile bağını tamamen koparmamalıdır.
Anlamın bütünüyle kaybolduğu metinlerin şiirin temel işlevlerinden biri olan iletişim özelliğini zayıflattığı düşünülmüştür.
Sanatın Bağımsızlığı
Hisar topluluğunun yalnızca dil anlayışı değil, sanat görüşü de belirgin ilkeler üzerine kurulmuştur.
Onlara göre sanat herhangi bir siyasî ideolojinin aracı hâline getirilemez.
Sanatçının görevi propaganda yapmak değil; estetik değeri yüksek eserler ortaya koymaktır.
Bu nedenle Hisarcılar hem toplumcu gerçekçi edebiyatın ideolojik yönüne hem de sanatı yalnızca politik amaçlara hizmet ettiren anlayışlara mesafeli durmuşlardır.
Hisar Hareketinin Türk Edebiyatındaki Önemi
Hisar topluluğu, Cumhuriyet Dönemi Türk edebiyatında dengeyi temsil eden hareketlerden biridir.
Bir yandan Yahya Kemal ve Ahmet Hamdi Tanpınar çizgisinden beslenmiş, diğer yandan çağdaş şiirin imkânlarını göz ardı etmemiştir.
Bugün geriye dönüp bakıldığında Hisarcıların savunduğu “yaşayan Türkçe” anlayışının önemli ölçüde Türkçenin doğal gelişimiyle örtüştüğü görülmektedir.
Topluluğun temel amacı dili ideolojik tartışmaların dışına çıkararak onu milletin ortak kültürünün taşıyıcısı olarak değerlendirmektir.
Sonuç
Hisar topluluğu, Cumhuriyet Dönemi’nin en sistemli edebî hareketlerinden biri olarak Türk diline ve edebiyatına önemli katkılar sağlamıştır.
Topluluğun dil anlayışı “yaşayan Türkçe” ilkesi etrafında şekillenmiş; aşırı Osmanlıcılıkla radikal özleştirmecilik arasında dengeli bir çizgi oluşturmuştur.
Mehmet Çınarlı’nın öncülüğünde geliştirilen bu anlayış, dilin doğal gelişimine müdahale edilmemesi gerektiğini savunmuş; kültürel devamlılığı esas almıştır.
Bugün Hisarcıların ortaya koyduğu görüşler yalnızca edebiyat tarihi açısından değil, Türkçenin gelişimi üzerine yapılan güncel tartışmalar bakımından da önemini korumaktadır.
REFERANSLAR
Dipnotlar
- Hisar, Şubat-Mart 1967, Sayı 113-114 (II. Yayın Dönemi 38-39. Sayılar), “Hisar’ın Görüşü” bildirisi.
- Mehmet Çınarlı, Sanat Çevresinde, Ankara: Hisar Yayınları.
- Mehmet Kaplan, Cumhuriyet Devri Türk Şiiri.
- Mehmet Çınarlı, Söyleşiler, Ötüken Neşriyat.
- İnci Enginün, Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı.
- Munis Faik Ozansoy’un Hisar dergisindeki dil ve kültür üzerine yazıları.
Kaynakça
- AKTAŞ, Şerif. Cumhuriyet Devri Türk Şiiri. Ankara: Akçağ Yayınları.
- ÇINARLI, Mehmet. Sanat Çevresinde. Ankara: Hisar Yayınları.
- ÇINARLI, Mehmet. Söyleşiler. İstanbul: Ötüken Neşriyat.
- ENGİNÜN, İnci. Cumhuriyet Dönemi Türk Edebiyatı. İstanbul: Dergâh Yayınları.
- HİSAR DERGİSİ. Sayı 113-114, Şubat-Mart 1967.
- KAPLAN, Mehmet. Cumhuriyet Devri Türk Şiiri. İstanbul: Dergâh Yayınları.
- OKAY, Orhan. Batılılaşma Devri Türk Edebiyatı. İstanbul: Dergâh Yayınları.
- TANPINAR, Ahmet Hamdi. Edebiyat Üzerine Makaleler. İstanbul: Dergâh Yayınları.
Faruk YAŞA’nın edebiyat yolculuğunu Hakkımızda sayfasında okuyun.
Hakkımızda sayfasına dön