Makalenin 84 bölümlük içindekiler dizini

I. GİRİŞ: BİR DİLİN DEĞİL, BİR DİL AİLESİNİN TARİHİ

Türkçenin tarihini anlatırken yaygın biçimde kullanılan şema şöyledir:

ŞEMA 01Kavramsal akış
KÖKTÜRKÇEESKİ UYGURCAKARAHANLI TÜRKÇESİESKİ ANADOLU TÜRKÇESİOSMANLI TÜRKÇESİTÜRKİYE TÜRKÇESİ
I. GİRİŞ: BİR DİLİN DEĞİL, BİR DİL AİLESİNİN TARİHİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu çizgi bütünüyle yanlış değildir; fakat Türk dil ailesinin tamamının soy ağacı değildir. Daha çok Türkiye Türkçesine ulaşan belirli tarihî yazı gelenekleri seçilerek kurulmuş bir dönemlendirme modelidir.

Çünkü bu şemaya bakıldığında cevaplanamayan sorular vardır: Çuvaşça nerede ayrılmıştır? Saha Türkçesi hangi noktada ortaya çıkmıştır? Kazakça ile Karakalpakçanın tarihî yeri nedir? Tuvaca, Hakasça, Kırgızca, Özbekçe, Yeni Uygur Türkçesi ve Türkmence bu zincirin neresindedir?

Bu sorular Türk dili tarihini en az üç ayrı düzlemde incelemeyi zorunlu kılar:

ŞEMA 02Kavramsal akış
TÜRK DİLİ TARİHİGENETİK TARİHYAZI DİLİTEMAS TARİHİProto-TürkçeKöktürkçeİranî dillerve dallarıUygurcaMoğol dilleriKarahanlıÇin dilleriHarezmUral dilleriKıpçakSlav dilleriÇağatayArapçaOsmanlıFarsça vb.
I. GİRİŞ: BİR DİLİN DEĞİL, BİR DİL AİLESİNİN TARİHİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Birinci düzlem dillerin soy ilişkisini, ikinci düzlem yazılı ve edebî geleneklerin gelişimini, üçüncü düzlem ise dillerin birbirleriyle ve akraba olmayan dillerle gerçekleştirdiği teması gösterir.

Bu üç tarih birbirleriyle ilişkilidir; fakat aynı şey değildir.

Türk dilinin tarihini yalnız yazı dili zinciri olarak ele almak, Türk dil ailesinin çok büyük bir bölümünü görünmez hâle getirir. Buna karşılık yalnız genetik soy ağacı da kültürel ve edebî tarih içindeki devamlılıkları açıklamakta yetersiz kalır. Türk dili tarihinin gerçek görünümü ancak “soy ağacı + yazı geleneği + temas ağı” birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkar.

Lars Johanson'ın da belirttiği üzere Türk dillerinin eski dönemlerini kesin sınırlarla dönemlendirmek güçtür. Yazılı kaynakların bulunması, geçmişte konuşulan bütün dil çeşitlerinin bilindiği anlamına gelmez. Fonoloji, morfoloji, söz varlığı ve söz dizimindeki değişmeler de aynı anda gerçekleşmez. Bu nedenle “Eski Türkçe”, “Orta Türkçe” gibi dönem adları tarihsel gerçekliğin kendisi değil, onu açıklamak için oluşturulmuş bilimsel modellerdir.

II. TÜRK DİLİ TARİHÇİLİĞİ VE AHMET CAFEROĞLU

Ahmet Caferoğlu'nun Türk Dili Tarihi adlı eseri Türkiye'de Türk dili tarihini ayrıntılı ve bütüncül biçimde ele alan temel bilimsel çalışmalardan biridir. Eser başlangıçta daha geniş bir proje olarak tasarlanmış; gerçekleştirilen ciltlerde özellikle Eski ve Orta Türkçe dönemleri üzerinde durulmuştur.

Caferoğlu'nun önemi yalnız bilgi toplamasından kaynaklanmaz. Türkçenin kökeni, bağlı bulunduğu dil ailesi, erken lehçeleri, tarihî coğrafyası ve Türk topluluklarının tarihî hareketleri arasında bir sistem kurmaya çalışmıştır.

Onun bilimsel dünyasında Ural-Altay ve özellikle Altay teorileri bugünkünden daha güçlü konumdaydı. Castrén, Schott, Ramstedt ve dönemin başka araştırmacıları Türkçenin daha geniş Avrasya dil ilişkileri içerisindeki yerini açıklamak amacıyla kullanılıyordu.

Caferoğlu'nu bugün değerlendirmenin doğru yolu onun görüşlerini değişmez hakikatler olarak tekrar etmek de, sonraki araştırmalar bazı noktaları değiştirdiği için bütünüyle terk etmek de değildir.

Daha sağlıklı model şöyledir:

ŞEMA 03Kavramsal akış
CAFEROĞLUtarihî bütünlükBASKAKOVtarih + coğrafyaTALAT TEKİNtarihî fonolojiDOERFERtemas ve ödünçlemeJOHANSON / RÓNA-TASkarşılaştırma + temas +erken Türk tarihi
II. TÜRK DİLİ TARİHÇİLİĞİ VE AHMET CAFEROĞLU: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu çizgi aynı zamanda Türkoloji biliminin nasıl geliştiğini gösterir. Yeni dillerin ayrıntılı biçimde belgelenmesi, Halaççanın yeniden değerlendirilmesi, Sibirya Türk dilleri hakkındaki saha çalışmalarının artması ve modern temas dilbiliminin gelişmesi eski sınıflandırmaların bazı bölümlerini değiştirmiştir.

Dolayısıyla bu makale Caferoğlu'nu tarihsel merkezlerden biri olarak korurken onun sistemini sonraki araştırmalarla karşılaştırmaktadır.

III. TÜRKÇENİN TARİH ÖNCESİ: PROTO-TÜRKÇE

Türkçenin tarihi Orhon Yazıtlarıyla başlamaz.

Orhon Yazıtları Türkçenin başlangıcı değil, Türkçenin geniş ve güvenilir bir yazılı corpus hâlinde görünür olduğu en önemli erken eşiklerden biridir.

Dil yazıdan önce de vardır.

Bu nedenle:

ŞEMA 04Kavramsal akış
?TARİH ÖNCESİ TÜRKÇE*PROTO-TÜRKÇEERKEN DALLANMALARESKİ TÜRKÇEYAZILI BELGELER
III. TÜRKÇENİN TARİH ÖNCESİ: PROTO-TÜRKÇE: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Proto-Türkçe doğrudan yazılı belgelerden okunmuş bir dil değildir. Karşılaştırmalı yöntemle yeniden kurulan ortak ata dil modelidir.

Tarihî dilbilimde yıldız işareti bir biçimin doğrudan belgelenmediğini, karşılaştırmalı yöntemle yeniden kurulduğunu gösterir.

“Proto-Türkçe”, “Ana Türkçe”, “İlk Türkçe” ve benzeri terimler Türkoloji literatüründe her araştırmacıda tam olarak aynı kronolojik safhayı ifade etmez. Bu nedenle kavramların kullanıldığı bilimsel model açıkça belirtilmelidir.

IV. KARŞILAŞTIRMALI YÖNTEM VE DÜZENLİ SES DENKLİKLERİ

İki kelimenin birbirine benzemesi, iki dilin akraba olduğunu kanıtlamaz.

Dünya dillerinde tesadüfen birbirine benzeyen çok sayıda kısa kelime bulunabilir. Ayrıca kelimeler diller arasında ödünçlenebilir.

Genetik akrabalığın araştırılmasında asıl önemli olan düzenli örüntüdür:

ŞEMA 05Kavramsal akış
DİL ADİL Bkelime 1kelime 1kelime 2kelime 2kelime 3kelime 3kelime 4kelime 4AYNI SESLER AYNIFONOLOJİK ÇEVREDEDÜZENLİ BİÇİMDEDENKLEŞİYOR MU?TARİHÎ SES DENKLİĞİ
IV. KARŞILAŞTIRMALI YÖNTEM VE DÜZENLİ SES DENKLİKLERİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Karşılaştırmalı yöntem yalnız söz varlığını değil, biçimbilgisel unsurları ve ortak yenilikleri de değerlendirir.

Bu ilke Saka–Saha meselesinde de temel ölçüt olacaktır. “Saka” ve “Saha” adlarının birbirine benzemesi araştırma sorusu oluşturabilir; fakat tek başına tarihî akrabalığı kanıtlayamaz.

V. TÜRK DİL AİLESİNİN İLK BÜYÜK AYRILIĞI: OGUR/BULGAR VE GENEL TÜRKÇE

Türk dil ailesinin en önemli erken ayrılıklarından biri Ogur/Bulgar kolu ile Türk dillerinin büyük çoğunluğunu kapsayan Genel Türkçe arasındadır.

ŞEMA 06Kavramsal akış
*PROTO-TÜRKÇEOGUR / BULGARGENEL TÜRKÇEÇUVAŞÇAdiğer Türkdilleri
V. TÜRK DİL AİLESİNİN İLK BÜYÜK AYRILIĞI: OGUR/BULGAR VE GENEL TÜRKÇE: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu ayrım geleneksel olarak r/z ve l/ş türü tarihî denkliklerle tanımlanmıştır. Eski Türkoloji literatüründeki “Lir Türkçesi” ve “Şaz Türkçesi” adlandırmaları da bu olguyla ilişkilidir.

Ancak r/z veya l/ş ilişkisi basit ve mekanik bir “her z r olur, her ş l olur” kuralı değildir. Tarihî ses denklikleri kelimenin yapısı, fonolojik çevre ve başka ses gelişmeleri dikkate alınarak değerlendirilmelidir.

Bu nedenle eski taslaklarda zaman zaman görülen tek kelimelik örneklerden hareketle genelleme yapmak yerine, sistematik karşılaştırmalı veriye dayanmak gerekir.

Ogur kolunun yaşayan temsilcisi Çuvaşçadır. Bu durum Çuvaşçaya Türk dili tarihinin yeniden kurulmasında olağanüstü önem kazandırır.

VI. BULGARLAR, ÇUVAŞÇA VE KAYIP OGUR DÜNYASI

Erken Orta Çağ kaynaklarında Ogur, Onogur, Kutrigur ve Utigur gibi adlarla karşılaşılır. Oğuz ve Ogur adları arasındaki ilişki de tarihî fonoloji bağlamında uzun süredir tartışılmaktadır.

Tarihî Bulgar dili genel olarak Ogur tipi Türkçe ile ilişkilendirilir.

Bulgar tarihinin iki büyük coğrafî yönü bulunmaktadır:

ŞEMA 07Kavramsal akış
BULGARLARTUNA BULGARLARIİDİL BULGARLARIBalkanlarVolga-Kamadil değişimi /tarihîSlavlaşmaOgur mirasıMODERN BULGARCAÇUVAŞÇA İLEGÜNEY SLAVTARİHÎ BAĞLANTI
VI. BULGARLAR, ÇUVAŞÇA VE KAYIP OGUR DÜNYASI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Modern Bulgarca Türk dili değildir; Güney Slav dilidir. Bulgar örneği tarihî etnonim ile dil arasında zorunlu bir özdeşlik bulunmadığını gösterir.

Bir topluluğun adı devam ederken dili değişebilir.

Bu ilke Saka–Saha tartışması açısından da temel önemdedir.

VII. ONOGUR, MACARLAR VE DİL TEMASI

“Onogur” adı ile Batı dillerindeki Hungary/Hungarian türü adlandırmalar arasındaki etimolojik ilişki yaygın bir tarihî açıklamadır. Ancak bundan Macarcanın Türk dili olduğu sonucu çıkarılamaz.

Macarca Ural dil ailesinin bir üyesidir. Türk topluluklarıyla uzun tarihî temaslar sonucunda Macarcaya farklı dönemlerde çok sayıda Türkçe unsur girmiştir.

Bu temas, kaybolmuş Türk dili biçimlerinin yeniden kurulmasında da önem taşıyabilir:

ŞEMA 08Kavramsal akış
KAYIP TÜRK DİLİ BİÇİMİÖDÜNÇLEMEMACARCATARİHÎ TANIKLIK
VII. ONOGUR, MACARLAR VE DİL TEMASI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu durum ödünç kelimelerin yalnız alıcı dilin değil, verici dilin tarihi bakımından da değer taşıyabileceğini gösterir.

VIII. TÜRK ADINDAN ÖNCEKİ TARİH: HUN, XIONGNU, AVAR VE HAZAR PROBLEMİ

Türkçenin yazılı belgelerden önceki tarihini araştırırken Hunlar, Xiongnu, Avarlar, Bulgarlar ve Hazarlar gibi bozkır siyasî oluşumlarıyla karşılaşılır.

Burada temel metodolojik ilke şudur:

ŞEMA 09Kavramsal akış
SİYASÎ KONFEDERASYON ≠ TEK DİL
VIII. TÜRK ADINDAN ÖNCEKİ TARİH: HUN, XIONGNU, AVAR VE HAZAR PROBLEMİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bozkır imparatorlukları farklı etnik ve dilsel toplulukları içerebilir.

Xiongnu dilinin kimliği konusunda Türkçe bağlantılar ileri sürülmüş olmakla birlikte mesele bilimsel tartışmanın konusudur. Talat Tekin de Hun/Xiongnu dili üzerine Türkçe veriler açısından değerlendirmeler yapmıştır; ancak bu yaklaşım tartışmasız bir bilimsel uzlaşma olarak sunulmamalıdır.

Aynı şekilde tarihî Avrupa Avarlarının dili hakkında sınırlı veri bulunmaktadır. Bugün Kafkasya'da konuşulan Avar dili ise Kuzeydoğu Kafkas dil ailesine aittir ve tarihî Avrupa Avarlarıyla ad benzerliği üzerinden özdeşleştirilemez.

Hazar dili konusunda Türkçe ve özellikle Ogur tipi bağlantı güçlü bir araştırma geleneğine sahiptir; buna karşılık uzun ve doğrudan Hazarca metinlerin yokluğu kesin hükümlerde ihtiyat gerektirir.

Bu tür problemlerde:

ŞEMA 10Kavramsal akış
TARİHÎ TOPLULUKETNONİMSİYASÎ YAPIDİLAYRI AYRIKANITLANIR
VIII. TÜRK ADINDAN ÖNCEKİ TARİH: HUN, XIONGNU, AVAR VE HAZAR PROBLEMİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

ilkesi uygulanmalıdır.

IX. ÇİN KAYNAKLARI VE TRANSKRİPSİYON PROBLEMİ

Erken Türk ve bozkır tarihine ilişkin birçok kişi, kavim ve unvan adı Çin kaynaklarında Çince karakterlerle kaydedilmiştir.

Bu adları bugünkü Mandarin telaffuzlarından hareketle Türkçe kelimelerle benzetmek güvenilir yöntem değildir.

Doğru yöntem:

ŞEMA 11Kavramsal akış
YABANCI ADÇİNCE TARİHÎ TRANSKRİPSİYONESKİ / ORTA ÇİNCESES DEĞERİNİN YENİDEN KURULMASIMUHTEMEL TARİHÎ TELAFFUZTÜRKÇE / MOĞOLCA /DİĞER DİLLERLE KARŞILAŞTIRMA
IX. ÇİN KAYNAKLARI VE TRANSKRİPSİYON PROBLEMİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

şeklindedir.

Bu metodolojik uyarı, tarihî isim benzerliklerine dayanan bütün geniş köken teorileri açısından önemlidir.

X. ESKİ TÜRKÇE VE YAZILI TARİHİN BÜYÜK EŞİĞİ

Eski Türkçe, Türk dili tarihinin ilk büyük yazılı dönemini ifade eder; ancak tek bir bölgede ve tek bir anda konuşulan homojen bir günlük dil olarak düşünülmemelidir.

Türkçenin Eski Türk yazısıyla yazılmış Orhon ve Yenisey çevresi metinleri ile Eski Uygur metinleri bu geniş tarihî alanın başlıca tanıklarıdır.

Bugün bilinen erken Türkçe belgeler arasında farklı nitelikte metinler vardır. Bugut gibi erken bozkır anıtları Türk siyasî tarihi bakımından çok önemli olmakla birlikte üzerindeki metnin Türkçe olmaması, “Türklere ait anıt” ile “Türkçe yazılı belge” kavramlarının ayrılması gerektiğini gösterir.

Yenisey yazıtlarının tarihlendirilmesi de bütün metinler için tek ve kesin bir kronoloji oluşturmaz.

Dolayısıyla Orhon Yazıtlarını “Türkçenin ilk yazısı” gibi mutlak bir formülle değil, Türkçenin ilk büyük ve güvenilir yazılı corpuslarından biri olarak tanımlamak daha doğrudur.

XI. ORHON YAZITLARININ KEŞFİ VE ÇÖZÜLMESİ

XIX. yüzyılın sonlarında Orhon bölgesindeki büyük yazıtların bilim dünyasına tanıtılması Türkoloji tarihinde dönüm noktası olmuştur.

Nikolay Yadrintsev'in 1889'daki keşifleri, ardından Vilhelm Thomsen'in yazıyı çözmesi ve Wilhelm Radloff'un çalışmaları Türk dilinin VIII. yüzyıldaki büyük yazılı mirasını modern bilim dünyasının önüne çıkarmıştır.

Thomsen'in 1893'te yazıyı çözmesi, Türk dili tarihinin en büyük filolojik başarılarından biridir.

Bu gelişme yalnız bilinmeyen bir alfabenin okunması değildi. Türk tarihinin Türkçe yazılmış birinci elden siyasî ve edebî metinleri yeniden konuşmaya başlamıştı.

XII. TONYUKUK, KÜL TİGİN VE BİLGE KAĞAN

Tonyukuk, Kül Tigin ve Bilge Kağan yazıtları Türk dilinin gelişmiş bir siyasî, tarihî ve edebî anlatı dili olduğunu gösterir.

Metinlerde devlet, iktidar, halk, savaş, coğrafya, sadakat, isyan, düzen, zaman ve kader gibi alanlara ait zengin söz varlığı vardır.

Anlatım yalnız bilgi aktarmakla kalmaz; tekrarlar, karşıtlıklar, hitaplar ve paralel yapılarla güçlü bir retorik kurar.

Bu nedenle VIII. yüzyıl Türkçesi “ilkel” bir dil safhası değildir. Aksine uzun bir sözlü ve muhtemelen yazılı gelişimin olgunlaşmış görünümüdür.

Orhon metinlerinin gelişmişliği, Türkçenin tarihinin belgelerden çok daha önceye uzandığını dolaylı biçimde gösterir.

XIII. TÜRK / TÜRÜK ADI VE SİYASÎ SÖZ VARLIĞI

Orhon metinlerindeki Türk/Türük biçimleri Türk adının erken yazılı tanıklıkları bakımından temel önemdedir.

Ancak bir etnonimin yazılı olarak ilk kez belirli bir tarihte görünmesi, o etnonimin veya dilin o tarihte doğduğu anlamına gelmez.

Metinlerde “bodun” gibi toplum ve siyasî örgütlenmeyle ilgili kelimeler, kağanlık düzeninin kavramsal dünyasını gösterir.

Türk dili tarihini yalnız ses değişmelerinin tarihi olarak görmek bu nedenle yetersizdir. Dil aynı zamanda siyasî kavramların, kültürün ve kolektif hafızanın taşıyıcısıdır.

XIV. ESKİ TÜRKÇENİN YAPISI

Eski Türkçe, çağdaş Türk dillerinin temel yapısal özelliklerinin önemli bir bölümünü tanınabilir biçimde taşır.

Soneklemeli yapı, ad durum ekleri, kişi ve zaman işaretleyicileri, fiilimsi sistemleri ve yüklemin sonda bulunmasına yönelik güçlü eğilim bunlar arasındadır.

Bununla birlikte “Türkçe bin yıldır hiç değişmedi” demek de yanlıştır.

Ses sistemi, biçimbilgisi, söz varlığı ve söz dizimi tarih boyunca değişmiştir. Tarihî devamlılık, değişmezlik anlamına gelmez.

Türk dili tarihinin ana fikri tam da burada ortaya çıkar:

DEĞİŞME + DEVAMLILIK

XV. TAŞTAN KÂĞIDA: ESKİ UYGUR TÜRKÇESİ

Uygur dönemi Türk yazı kültürünün büyük dönüşümlerinden biridir.

Türkçe artık yalnız anıtsal taş yazıtların dili değildir. Kâğıt üzerinde geniş dinî, felsefî, öğretici, hukukî ve edebî metinlerin dili hâline gelir.

Uygur çevresinde Maniheizm, Budizm ve Hristiyanlık gibi farklı dinî geleneklerle temas kurulmuştur.

Başlıca metin ve eser çevreleri arasında:

  • Huastuanift
  • Maitrisimit
  • Altun Yaruk
  • Irk Bitig
  • Budist sutra ve anlatılar
  • Maniheist metinler
  • Hristiyan Türkçe metinleri

yer alır.

Bu dönem Türkçenin yeni kavram alanlarıyla karşılaşmasının tarihidir.

XVI. UYGURLARIN ÇOK ALFABELİ VE ÇOK DİLLİ DÜNYASI

Eski Uygur kültürü tek alfabeli değildir.

Uygur yazısı yanında Mani, Brahmi ve başka yazı sistemleri de farklı metin çevrelerinde kullanılmıştır.

Soğdca, Toharca, Çince ve Sanskritçe ile temas Türkçeye yalnız kelime kazandırmamış; yeni kavramların ifade edilmesi için Türkçenin kendi kaynaklarının kullanılmasını da teşvik etmiştir.

Bu nedenle çeviri faaliyeti Türkçenin kavram üretme tarihinin temel aşamalarından biridir.

Türk dili tarihi boyunca tekrar tekrar görülecek bir gerçek burada belirginleşir:

DİL TEMASI = DİLİN BOZULMASI

değildir.

Dil teması, doğal dil tarihinin temel mekanizmalarından biridir.

XVII. İSLAMİYET VE KARAHANLI TÜRKÇESİ

Türk topluluklarının İslam medeniyetiyle bütünleşmesi Türk yazı dili tarihinde yeni bir büyük safha oluşturmuştur.

Karahanlı çevresinde Türkçe, eski Türk dil mirasını taşırken Arapça ve Farsçanın güçlü olduğu İslamî bilim ve edebiyat ortamına girmiştir.

Dönemin temel eserleri arasında:

  • Yusuf Has Hacib – Kutadgu Bilig
  • Kâşgarlı Mahmud – Dîvânu Lugâti't-Türk
  • Edib Ahmed Yüknekî – Atabetü'l-Hakayık
  • erken Kur'an tercümeleri

bulunmaktadır.

Kutadgu Bilig yalnız bir dil belgesi değildir. Devlet, adalet, akıl, bilgi, ahlâk ve insan üzerine kurulu geniş bir düşünce dünyasını Türkçe ifade eder.

XVIII. KÂŞGARLI MAHMUD VE TÜRK DİLLERİNİN İLK BÜYÜK ATLASI

Dîvânu Lugâti't-Türk, Türk dili tarihinin benzersiz kaynaklarından biridir.

Kâşgarlı Mahmud yalnız kelime toplamamış; farklı Türk topluluklarının dil özelliklerini, kelime tercihlerini ve fonetik ayrılıklarını da kaydetmiştir.

Bu bakımdan eser, modern diyalektolojiden yüzyıllar önce Türk dili çeşitliliğinin farkında olan bir çalışma niteliğindedir.

Kâşgarlı'nın meşhur haritası da Türk dilinin yalnız sözlük içinde değil coğrafya içerisinde düşünüldüğünü gösterir.

Kâşgarlı'daki Oğuzca kayıtları özellikle önemlidir; çünkü Oğuzcanın Anadolu'da birdenbire ortaya çıkmadığını açıkça gösterir.

XIX. ORTA TÜRKÇE VE DÖNEMLENDİRME PROBLEMİ

“Orta Türkçe” terimi araştırmacılara göre farklı kapsamlarla kullanılabilir.

Karahanlı sonrası Harezm, Kıpçak, Çağatay ve bazı başka yazı çevrelerini tek bir başlık altında toplamak kullanışlı olmakla birlikte bunların tek bir konuşma dilinin ardışık aşamaları olmadığı unutulmamalıdır.

Bu dönemden itibaren Türk yazı dünyasının çok merkezliliği daha açık hâle gelir:

ŞEMA 12Kavramsal akış
ORTA ÇAĞ TÜRK DÜNYASIHAREZMKIPÇAKOĞUZANADOLUÇAĞATAY
XIX. ORTA TÜRKÇE VE DÖNEMLENDİRME PROBLEMİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu şema bir genetik soy ağacı değildir. Tarihî yazı dili çevreleri arasındaki ilişkileri göstermektedir.

XX. HAREZM TÜRKÇESİ: KAVŞAKTAKİ YAZI DİLİ

Harezm, coğrafî konumu nedeniyle Türk, İran ve İslam kültür çevrelerinin kesiştiği önemli bir merkezdir.

Harezm Türkçesi de bu tarihî ortamın izlerini taşır.

Rabgūzī'nin Kısasü'l-Enbiyâ'sı ve Nehcü'l-Ferâdis gibi eserler dönemin temel metinleri arasındadır.

Harezm metinlerinde farklı Türk dili özelliklerinin birlikte görülmesi, bu yazı dilinin tek bir çağdaş Türk dilinin doğrudan eski biçimi gibi değerlendirilmesini güçleştirir.

Harezm Türkçesi Karahanlı geleneği ile sonraki Kıpçak ve Çağatay çevreleri arasında önemli bir tarihî kavşaktır.

XXI. KIPÇAK DÜNYASI VE CODEX CUMANICUS

Orta Çağ Kıpçak dünyası Karadeniz'in kuzeyinden Mısır ve Suriye'ye kadar geniş bir coğrafyada iz bırakmıştır.

Tarihî Kıpçak yazı çevresi kabaca üç büyük alanda görülebilir:

ŞEMA 13Kavramsal akış
TARİHÎ KIPÇAKÇAKUMANMEMLÛKERMENİSAHASIKIPÇAKÇASIKIPÇAKÇASICodex Cumanicussözlükler veErmeni harfligramerlerTürkçe metinler
XXI. KIPÇAK DÜNYASI VE CODEX CUMANICUS: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Codex Cumanicus Kuman/Kıpçak dili yanında çok dilli Karadeniz ticaret ve misyon çevresini de yansıtır.

Memlûk sahasında hazırlanan sözlük ve gramerler ise Türkçenin yabancılara öğretilmesi tarihinin önemli kaynaklarıdır.

Ermeni harfli Kıpçak metinleri, dil ile alfabe arasındaki ilişkinin genetik olmadığını gösteren dikkat çekici örneklerdir.

XXII. ÇAĞDAŞ KIPÇAK DİLLERİ VE KARAKALPAKÇANIN YERİ

Tarihî Kıpçak alanının çağdaş devamları tek bir homojen grup değildir.

Pedagojik bir sınıflandırmayla:

ŞEMA 14Kavramsal akış
KIPÇAKKIPÇAK-NOGAYVOLGA-URALKIPÇAK-KUMANKazakçaTatarcaKaraçay-BalkarcaKarakalpakçaBaşkurtçaKumukçaNogaycaKaraimceKırım Tatarcası*
XXII. ÇAĞDAŞ KIPÇAK DİLLERİ VE KARAKALPAKÇANIN YERİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Karakalpakça bu şemada özellikle görünür tutulmalıdır.

Karakalpakça, Kazakçanın bir “alt biçimi” değildir. Kazakça ve Nogaycayla yakın tarihî ilişkiler taşıyan, kendi standartlaşma ve edebî gelişme tarihine sahip bağımsız çağdaş Türk dilidir.

Kırım Tatarcasının konumu daha karmaşıktır. Kırım'daki tarihî ağız tabakaları Kıpçak ve Oğuz özelliklerini farklı oranlarda taşır. Bu nedenle onu yalnız tek bir kutuya yerleştiren modeller tarihî temas gerçeğini tam yansıtmayabilir.

XXIII. TATARCA, BAŞKURTÇA, KARAİMCE VE DİĞER KIPÇAK DİLLERİ

Tatarca ve Başkurtça Volga-Ural sahasının büyük çağdaş Türk dilleridir.

Bölgenin tarihî dil tabakalarında İdil Bulgar mirası, Kıpçaklaşma ve uzun süreli Ural/Slav temasları gibi farklı süreçler bulunmaktadır.

Karaimce ise konuşur sayısının küçüklüğüne rağmen Türkoloji açısından son derece değerlidir.

Bu örnekler “konuşur sayısı” ile “tarihî dilbilim açısından önem” arasında doğrudan bir orantı olmadığını gösterir.

XXIV. ÇAĞATAY TÜRKÇESİ VE ALİ ŞİR NEVÂYÎ

Çağatay Türkçesi Orta Asya'nın büyük tarihî edebî dillerinden biridir.

Ali Şir Nevâyî bu yazı geleneğinin en güçlü temsilcilerinden olmuş; Türkçenin yüksek edebî ifade gücünü eserleriyle ortaya koymuştur.

Muhakemetü'l-Lugateyn Türkçe ile Farsçayı karşılaştırması bakımından yalnız edebiyat tarihi değil dil bilinci tarihi açısından da önemlidir.

Bununla birlikte:

ÇAĞATAYCA = ESKİ ÖZBEKÇE

eşitliği tarihî gerçekliği aşırı basitleştirir.

Çağatayca geniş bir Orta Asya edebî yazı dilidir. Modern Özbekçenin oluşumunda büyük öneme sahiptir; fakat modern Özbekçe çeşitli tarihî ağızların ve temas süreçlerinin sonucudur.

XXV. KARLUK SAHASI: ÖZBEKÇE VE YENİ UYGUR TÜRKÇESİ

Modern Özbekçe ve Yeni Uygur Türkçesi genel olarak Karluk/Güneydoğu Türk dilleri sahasında değerlendirilir.

Ancak özellikle Özbekçe tarih boyunca Karluk, Kıpçak ve Oğuz özelliklerinin kesiştiği geniş bir coğrafyada gelişmiştir.

Bu nedenle:

ŞEMA 15Kavramsal akış
GENETİK SINIFLANDIRMAXBÜTÜN AĞIZLARIN TEK TİP OLMASI
XXV. KARLUK SAHASI: ÖZBEKÇE VE YENİ UYGUR TÜRKÇESİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

değildir.

Yeni Uygur Türkçesindeki “Uygur” adı da Eski Uygur Türkçesiyle doğrudan ve kesintisiz bir konuşma dili özdeşliği şeklinde anlaşılmamalıdır.

Etnonim tarihi ile dilin genetik gelişimi ayrı araştırma konularıdır.

XXVI. OĞUZ TÜRKÇESİNİN DOĞUŞU VE BATIYA YAYILIŞI

Oğuzca Anadolu'ya geldikten sonra ortaya çıkmış değildir.

Kâşgarlı Mahmud XI. yüzyılda Oğuzların dil özelliklerini kaydetmiştir.

Oğuz topluluklarının batıya hareketleri sonucunda İran, Azerbaycan, Irak ve Anadolu sahalarında yeni Türkçe çevreleri oluşmuştur.

Selçuklu dünyası çok dillidir. Türkçe, Farsça ve Arapça farklı toplumsal ve kültürel işlevlerde kullanılabilmiştir.

Dolayısıyla Anadolu Türk yazı dilinin doğuşu:

ŞEMA 16Kavramsal akış
OĞUZCAORTA ASYA / İRANSELÇUKLU COĞRAFYASIANADOLUYAZI DİLİLEŞME SÜRECİ
XXVI. OĞUZ TÜRKÇESİNİN DOĞUŞU VE BATIYA YAYILIŞI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

olarak düşünülmelidir.

XXVII. KARAMANOĞLU MEHMED BEY VE 1277 MESELESİ

Türk dili tarihi anlatılarının en meşhur ifadelerinden biri Karamanoğlu Mehmed Bey'e atfedilen “Bugünden sonra divanda, dergâhta, bargâhta, mecliste ve meydanda Türkçeden başka dil kullanılmayacaktır” biçimindeki sözdür.

Burada tarihî kaynakla sonradan yaygınlaşan modern ifade birbirinden ayrılmalıdır.

1277'de Konya'daki siyasî gelişmeler bağlamında Türkçenin divan çevresindeki kullanımına ilişkin tarihî kayıt vardır. Fakat bunu bugünkü ulus-devlet terminolojisiyle doğrudan “Türkçe resmî dil ilan edildi” şeklinde ifade etmek anakronizm tehlikesi taşır.

Doğru araştırma zinciri:

ŞEMA 17Kavramsal akış
1277 TARİHÎ OLAYIÇAĞDAŞ / YAKIN TARİHLİKAYNAKLARMETNİN ASIL DİLİ VE İFADESİSONRAKİ TARİH YAZIMIMODERNLEŞTİRİLMİŞPOPÜLER CÜMLE
XXVII. KARAMANOĞLU MEHMED BEY VE 1277 MESELESİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

şeklinde kurulmalıdır.

Bu bölüm nihai akademik yayında İbn Bîbî geleneği ve modern tarih araştırmalarıyla dipnotlandırılmalıdır.

XXVIII. ESKİ ANADOLU TÜRKÇESİ

XIII–XV. yüzyıllar Anadolu'da Oğuz temelli Türk yazı dilinin güçlendiği dönemdir.

Yunus Emre, Âşık Paşa, Gülşehrî, Şeyyad Hamza, Ahmed Fakih ve Hoca Dehhânî gibi isimler bu kültür çevresinin temel temsilcilerindendir.

Âşık Paşa'nın Garibnâme'si Türkçenin geniş düşünce ve tasavvuf konularını ifade etme gücünü gösteren büyük eserler arasındadır.

Yunus Emre'nin şiiri ise Türkçenin sözlü ve yazılı kültür arasındaki dolaşımının en güçlü örneklerinden biridir.

Ancak tarihî dil araştırmalarında yazma nüshaların tarihine dikkat edilmelidir. Bir şairin XIII. veya XIV. yüzyılda yaşamış olması, elimizdeki bütün nüshaların aynı yüzyıla ait olduğu anlamına gelmez.

Metin tenkidi ile dil tarihi birlikte yürütülmelidir.

XXIX. DEDE KORKUT: SÖZLÜ GELENEK İLE YAZI ARASINDA

Dede Korkut anlatıları Oğuz tarihî hafızasının, sözlü kültürün ve yazılı edebiyatın kesiştiği benzersiz bir alandır.

Anlatıların oluşum tarihi ile elimizde bulunan yazma tanıklarının tarihi aynı değildir.

Bu nedenle Dede Korkut'u tek bir yılda “yazılmış” eser gibi değerlendirmek doğru değildir.

Eserdeki dil özellikleri de uzun tarihî tabakalaşmanın izlerini taşır.

Dede Korkut, Oğuzcanın Anadolu-Azerbaycan sahasındaki tarihî gelişmesini anlamak için temel kaynaklardan biridir.

XXX. ANADOLU VE AZERBAYCAN OĞUZCASININ FARKLILAŞMASI

Batı Oğuz sahasında Anadolu ve Azerbaycan merkezli yazı gelenekleri zaman içerisinde daha belirgin farklılıklar geliştirmiştir.

Bu ayrışma keskin siyasî sınırlarla bir anda gerçekleşmemiştir.

Dil sürekliliği içinde farklı merkezler, edebî gelenekler ve siyasî coğrafyalar standartlaşmayı etkilemiştir.

Fuzûlî gibi şairlerin dili bu tarihî alanların bugünkü millî standart dil sınırlarına mekanik biçimde yerleştirilmesinin ne kadar problemli olabileceğini gösterir.

XXXI. OSMANLI TÜRKÇESİ: KARIŞIK BİR DİL Mİ?

Osmanlı Türkçesi gramatik temeli bakımından Batı Oğuz Türkçesinin tarihî safhasıdır.

Arapça ve Farsçadan çok geniş söz varlığı almış olması onu genetik bakımdan “Türkçe + Arapça + Farsça karışımı” ayrı bir dil hâline getirmez.

ŞEMA 18Kavramsal akış
OSMANLI TÜRKÇESİGRAMERSÖZ VARLIĞIÜSLUPTÜRKÇETürkçe + Arapçafarklı+ Farsça +sosyal vediğer dilleredebî kayıtlar
XXXI. OSMANLI TÜRKÇESİ: KARIŞIK BİR DİL Mİ?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Osmanlı yazı dünyasında yüksek bürokratik ve edebî dil ile günlük konuşma arasında önemli farklar bulunmuştur.

Dolayısıyla “Osmanlıca” tek bir sosyal kayıt olarak düşünülmemelidir.

XXXII. OSMANLI TÜRKÇESİNDE ARAPÇA VE FARSÇA

Osmanlı Türkçesinin yüksek yazı dilinde Arapça ve Farsça kelime ve tamlama yapıları yoğun biçimde kullanılabilmiştir.

Bunun tarihî nedenleri arasında İslam bilim geleneği, medrese kültürü, İran edebiyatının prestiji ve Osmanlı bürokratik geleneği bulunur.

Ancak temel Türkçe gramer yaşamaya devam etmiştir.

Bir dilin söz varlığının büyük ölçüde başka dillerden etkilenmesi, onun genetik sınıflandırmasını değiştirmez.

Aynı nedenle modern İngilizcenin çok sayıda Fransızca ve Latince kelime içermesi onu Roman dili yapmadığı gibi, Osmanlı Türkçesindeki Arapça-Farsça söz varlığı da onu Sami veya İranî dil hâline getirmez.

XXXIII. BALKANLAR VE AVRUPA İLE TEMAS

Osmanlı Türkçesi yalnız Arapça ve Farsçayla temas etmemiştir.

Balkan dilleri, Yunanca, İtalyanca ve daha sonra Fransızca başta olmak üzere Avrupa dilleriyle de farklı dönemlerde yoğun ilişkiler kurulmuştur.

Tanzimat ve sonrasında Fransızcanın etkisi özellikle modernleşme, bilim, siyaset ve kültür terminolojisinde belirginleşmiştir.

Böylece Türkçenin temas tarihi sürekli yön değiştirmiştir:

ORTA ÇAĞ → Arapça / Farsça OSMANLI BALKANLARI→ Balkan dilleri / Yunanca XIX. YÜZYIL → Fransızca XX–XXI. YÜZYIL → İngilizce / küresel diller

Dil teması Türk dili tarihinin istisnası değil, süreklilik gösteren unsurlarından biridir.

XXXIV. ÇAĞDAŞ OĞUZ DİLLERİ

Çağdaş Oğuz sahası geniş bir coğrafyaya yayılır.

ŞEMA 19Kavramsal akış
OĞUZBATIDOĞU /İRANTÜRKMENSAHASITürkiye TürkçesiTürkmenceHorasan TürkçesiAzerbaycan TürkçesiKaşkaycaGagavuzcaAfşarcadiğer Oğuzçeşitleri
XXXIV. ÇAĞDAŞ OĞUZ DİLLERİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Alt gruplandırmalar kullanılan sınıflandırma ölçütüne göre farklılaşabilir.

Türkmence, birincil uzun ünlülerin tarihî araştırılmasında önemli veriler sunması bakımından özel değere sahiptir.

İran'daki Oğuz çeşitleri ise Türk dili coğrafyasının modern devlet sınırlarıyla özdeşleştirilemeyeceğini gösterir.

XXXV. “SİBİRYA TÜRK DİLLERİ” TEK BİR GENETİK DAL DEĞİLDİR

“Sibirya Türk dilleri” kullanışlı bir coğrafî adlandırmadır; fakat bütün bu dillerin tek ve tartışmasız yakın genetik alt grup oluşturduğu düşünülmemelidir.

Pedagojik görünüm:

ŞEMA 20Kavramsal akış
KUZEYDOĞU / SİBİRYA TÜRK DİLLERİSAHA-DOLGANSAYANHAKAS/YENİSEYSahaTuvaHakasDolganTofaŞorÇulım
XXXV. “SİBİRYA TÜRK DİLLERİ” TEK BİR GENETİK DAL DEĞİLDİR: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.
ŞEMA 21Kavramsal akış
ALTAY ALANIAltay Türkçesi çeşitleriTeleüt – Telengit –Kumandı – Tubalar –Çalkan vb.
XXXV. “SİBİRYA TÜRK DİLLERİ” TEK BİR GENETİK DAL DEĞİLDİR: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu şema coğrafî ve öğretici bir özet olarak okunmalıdır. Ayrıntılı filogenetik sınıflandırmalar araştırmacılara göre değişmektedir.

XXXVI. SAHA TÜRKÇESİ: KUZEYDOĞUNUN UZAK KOLU

Saha Türkçesi eski Türkoloji literatüründe yaygın biçimde “Yakutça” adıyla anılmıştır.

Halkın kendi adı Saha'dır. Günümüzde “Saha Türkçesi (Yakutça)” ifadesi iki terminolojik geleneği birlikte göstermenin kullanışlı yollarından biridir.

Saha ile Dolganca yakın tarihî ilişki içindedir:

ŞEMA 22Kavramsal akış
SAHA-DOLGANSAHADOLGAN(YAKUTÇA)
XXXVI. SAHA TÜRKÇESİ: KUZEYDOĞUNUN UZAK KOLU: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Saha Türkçesi coğrafî uzaklık ve uzun süreli bağımsız gelişme nedeniyle batıdaki ve merkezdeki Türk dillerinden önemli ölçüde farklılaşmıştır.

Tunguz dilleri ve başka Sibirya dilleriyle temas da Saha dil tarihinin önemli parçasıdır.

Bu nedenle Saha, genel bir “Sibirya” kutusunun içinde küçük bir dip dal olarak gösterilmemelidir.

XXXVII. SAHA SES TARİHİ VE İHTİYAT PROBLEMİ

Saha Türkçesi Proto-Türkçe araştırmaları açısından önemlidir; fakat Saha ses tarihindeki değişmeleri birkaç popüler örnek üzerinden mekanik kurallara dönüştürmek doğru değildir.

Özellikle önceki popüler anlatılarda görülebilen:

“Türkçe k her zaman Saha x olur”

türü genellemeler bilimsel açıdan fazla kabadır.

Bir tarihî ses değişmesini kanıtlamak için çok sayıda bağımsız kelimede aynı fonolojik çevrede düzenli denklik gösterilmelidir.

Dolayısıyla Saka–Saha probleminde önce:

ŞEMA 23Kavramsal akış
PROTO-TÜRKÇE / ESKİ TÜRKÇESAHA'DAKİ DÜZENLİSES GELİŞMELERİBAĞIMSIZ KELİMEKARŞILAŞTIRMALARISONRA ETNONİM TESTİ
XXXVII. SAHA SES TARİHİ VE İHTİYAT PROBLEMİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

yapılmalıdır.

Etnonimi açıklamak amacıyla ses kuralı üretmek yerine, bağımsız biçimde belirlenmiş ses kuralları etnonime uygulanmalıdır.

XXXVIII. DOLGANCA

Dolganca Saha ile yakın ilişkili bir Türk dilidir.

Dolganca ile Saha arasındaki yakınlık, Kuzeydoğu Türk dili tarihinin tek başına Saha üzerinden ele alınmaması gerektiğini gösterir.

Aynı zamanda Dolgan etnogenezi ve dil teması, Sibirya'daki etnik kimlik ile dil tarihinin karmaşık ilişkisini gösteren önemli örneklerdendir.

XXXIX. TUVA VE TOFA

Tuvaca ve Tofaca Güney Sibirya'nın önemli Türk dillerindendir.

Bu dillerin tarihî gelişiminde Moğol ve başka Sibirya dil çevreleriyle temas önemlidir.

Tuvaca güçlü çağdaş kültürel görünürlüğe sahipken Tofaca çok daha küçük konuşur topluluğuna sahiptir.

Bu karşıtlık Türk dillerinin demografik geleceklerinin birbirinden ne kadar farklı olduğunu gösterir.

XL. HAKASÇA, ŞORCA VE ÇULIMCA

Hakasça, Şorca ve Çulımca Güney Sibirya/Yenisey çevresindeki Türk dili çeşitliliğinin önemli parçalarıdır.

Özellikle Çulımca gibi küçük diller, konuşur sayılarının azlığına rağmen tarihî dilbilim açısından büyük önem taşıyabilir.

Çünkü bir dilde korunmuş eski bir ses, ek veya kelime Proto-Türkçenin yeniden kurulmasında büyük toplulukların standart dillerinde bulunmayan bir veri sağlayabilir.

ŞEMA 24Kavramsal akış
KONUŞUR SAYISI AZXBİLİMSEL DEĞER AZ
XL. HAKASÇA, ŞORCA VE ÇULIMCA: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

değildir.

XLI. ALTAY: DAĞ, DİL VE TEORİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR

“Altay” sözcüğü Türkoloji tartışmalarında üç farklı şeyi gösterebilir:

ŞEMA 25Kavramsal akış
ALTAYALTAY DAĞLARIALTAY TÜRKÇESİALTAY TEORİSİcoğrafyaTürk dili /Türk-Moğol-çeşitleriTunguz vb.ilişkisi
XLI. ALTAY: DAĞ, DİL VE TEORİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu üç kavram birbirine karıştırılmamalıdır.

Altay Türkçesi gerçek bir Türk dili alanıdır.

Altay teorisi ise Türkçe ile başka Avrasya dil ailelerinin genetik ilişkisine ilişkin bilimsel hipotezler bütünüdür.

Altay Dağları ise coğrafî bölgedir.

XLII. HALAÇÇA: KÜÇÜK BİR DİLİN BÜYÜK ÖNEMİ

İran'da konuşulan Halaçça, modern Türkoloji tarihinin sınıflandırma bakımından en öğretici örneklerinden biridir.

Uzun süre çevresindeki Oğuz dilleriyle birlikte değerlendirilmesine karşılık Gerhard Doerfer ve sonraki araştırmalar Halaççanın son derece eski özellikler koruduğunu göstermiştir.

Talat Tekin'in sınıflandırmasında da Halaçça özel bir konuma yerleştirilir.

Halaçça şu ilkeyi açık biçimde gösterir:

ŞEMA 26Kavramsal akış
YENİ VERİESKİ SINIFLANDIRMANINYENİDEN SINANMASIYENİ MODEL
XLII. HALAÇÇA: KÜÇÜK BİR DİLİN BÜYÜK ÖNEMİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bilimsel sınıflandırma değişmez bir dogma değildir.

XLIII. SALARCA, SARI UYGURCA VE FU-YÜ KIRGIZCASI

Salarca genel olarak Oğuz sahasıyla ilişkilendirilir; fakat uzun süreli temaslar dilin yapısında önemli izler bırakmıştır.

Sarı Uygurca adı, bu dilin modern Yeni Uygur Türkçesiyle aynı alt dal olduğu izlenimini yaratmamalıdır.

Fu-yü Kırgızcası adı da benzer biçimde yalnız modern Kırgızcayla ad benzerliğine indirgenemez.

Bu örnekler etnonimlerin ve dil adlarının genetik sınıflandırma için tek başına yeterli olmadığını yeniden gösterir.

XLIV. SAKA'DAN SAHA'YA MI? PROBLEMİN KURULUŞU

Saha etnonimi dikkat çekici bir soruyu ortaya çıkarır:

ŞEMA 27Kavramsal akış
SAKA?SAHA / SAXA
XLIV. SAKA'DAN SAHA'YA MI? PROBLEMİN KURULUŞU: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Modern Latinleştirmede kullanılan “Sakha” biçimindeki kh iki bağımsız ses olarak düşünülmemelidir. Saha adının Kiril yazısındaki biçimi Саха'dır ve ortadaki ünsüz sürtünmeli bir sestir.

Yüzeyde:

ŞEMA 28Kavramsal akış
SAKAk → x ?SAHA / SAXA
XLIV. SAKA'DAN SAHA'YA MI? PROBLEMİN KURULUŞU: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

gibi bir hipotez kurulabilir.

Ancak tarihî dilbilim tam bu noktada başlar.

Adların birbirine benzemesi yalnız araştırma sorusu oluşturur; cevabı oluşturmaz.

XLV. SAKA ETNONİMİNİN ESKİ KAYITLARI

Saka adı Ahameniş Eski Farsça kaynaklarında Sakā biçiminde görünür.

Farklı Saka toplulukları Eski Pers belgelerinde çeşitli nitelemelerle anılır. Grek kaynaklarında da Sákai biçimiyle karşılaşılır.

Ancak “Saka” tek ve homojen bir modern millet adı gibi ele alınmamalıdır. Antik bozkır topluluklarının siyasî, etnik ve dilsel yapıları karmaşıktır.

Dolayısıyla:

ŞEMA 29Kavramsal akış
SAKA ADIsiyasî/coğrafî kullanımfarklı topluluklarantik kaynakların dış adlandırmalarıdilsel veriler
XLV. SAKA ETNONİMİNİN ESKİ KAYITLARI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

birbirinden ayrılarak incelenmelidir.

XLVI. ANTİK SAKA DİLLERİ VE İRANİSTİK

Çağdaş İranistikte antik İskit/Saka dünyasından kalan dilsel malzeme genel olarak İranî diller çerçevesinde değerlendirilir.

Hotanca, Orta İranî dönemin iyi belgelenmiş Doğu İranî dillerinden biridir ve Saka dil çevresiyle ilişkilendirilir.

İskit/Saka topluluklarından kalan kişi adları, yer adları ve başka dilsel unsurlar da İranî açıklamalar içerisinde incelenmiştir.

Bu nedenle:

“Antik Sakaların dili kesin biçimde Türkçeydi.”

iddiası modern İranistikteki ana görüşü temsil etmez.

Bununla birlikte iki farklı soru ayrılmalıdır:

ŞEMA 30Kavramsal akış
ANTİK SAKALARHANGİ DİLİSAKA ADIKONUŞUYORDU?SONRAKİTOPLULUKLARAAKTARILDI MI?DİL TARİHİETNONİM TARİHİ
XLVI. ANTİK SAKA DİLLERİ VE İRANİSTİK: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bir topluluk dil değiştirirken adını koruyabilir veya bir etnonim başka bir topluluğa aktarılabilir. Fakat böyle bir aktarım ayrıca kanıtlanmalıdır.

XLVII. SAHA ETNONİMİ VE TARİHÎ ARAŞTIRMALAR

Saha etnoniminin kökeni konusunda farklı görüşler ileri sürülmüştür.

Bazı Türkoloji çalışmalarında Saha adı eski Saka veya benzeri etnonimlerle ilişkilendirilmiştir. Başka araştırmacılar bu bağlantıya karşı çıkmış veya yeterli kanıt bulunmadığını belirtmiştir.

Saha etnogenezi araştırmaları Güney Sibirya, Baykal çevresi, Lena havzası, Kurıkan/Guligan tartışmaları ve Tunguz-Moğol temasları gibi çok sayıda problemi birlikte içerir.

Dolayısıyla Saha halkının tarihi:

ŞEMA 31Kavramsal akış
SAHATÜRK DİLİSİBİRYAETNOGENEZMİRASITEMASLARITARİHİÇOK KATMANLIGELİŞİM
XLVII. SAHA ETNONİMİ VE TARİHÎ ARAŞTIRMALAR: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

olarak ele alınmalıdır.

XLVIII. SAKA–SAHA HİPOTEZİNİN KANIT MATRİSİ

Saka–Saha ilişkisini değerlendirmenin en sağlıklı yolu kanıt türlerini birbirinden ayırmaktır:

ARA TARİHÎ BİÇİMLER: Kesintisiz bir Saka > ... > Saha etnonim zinciri açık biçimde gösterilmiş değildir.

COĞRAFÎ DEVAMLILIK: Antik Saka coğrafyaları ile tarihî Saha etnogenez alanı arasında doğrudan ve basit bir coğrafî devamlılık kurmak güçtür.

Sonuç:

ŞEMA 32Kavramsal akış
SAKA ≟ SAHASESTARİHETNOGENEZilginçeksik /karmaşıkbenzerliktartışmalıDOĞRUDAN BAĞLANTIKANITLANMIŞ DEĞİL
XLVIII. SAKA–SAHA HİPOTEZİNİN KANIT MATRİSİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu nedenle “Sahalar kesin olarak antik Sakaların torunlarıdır” hükmü mevcut dilsel kanıtların ötesine geçmektedir.

Buna karşılık Saka–Saha benzerliği, etnonim aktarımı ve Saha etnogenezi bağlamında araştırılabilir bir hipotez olarak bilim tarihindeki yerini koruyabilir.

XLIX. URAL-ALTAY: TARİHÎ BİR ÜST AİLE TASAVVURU

XIX. yüzyıl dilbiliminde Ural ve Altay sahalarındaki çeşitli diller arasında dikkat çekici yapısal benzerlikler görülmüştür.

Eklemelilik, sonek kullanımı, ünlü uyumu, gramatik cinsiyetin bulunmaması ve özne-nesne-fiil dizilişine eğilim gibi özellikler bu karşılaştırmalarda önemli rol oynamıştır.

Tarihî model kabaca şöyleydi:

ŞEMA 33Kavramsal akış
URAL-ALTAYURALALTAYUral dilleriTürk – Moğol –Tunguz vb.
XIX. yüzyıl dilbiliminde Ural ve Altay sahalarındaki çeşitli diller arasında dikkat çekici yapısal benzerlikler görülmüştür.: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Ancak tipolojik benzerlik tek başına genetik akrabalığı kanıtlamaz.

Bugün ortak bir “Ural-Altay proto-dili” bilimsel olarak kurulmuş bir gerçek kabul edilmez.

Ural dilleri bağımsız bir genetik dil ailesidir. Türk dilleri de kendi içinde bağımsız ve açıkça kurulabilen bir dil ailesidir.

L. KLASİK ALTAY TEORİSİ: RAMSTEDT VE POPPE

Ural-Altay üst ailesinin geçerliliği zayıflarken daha dar bir Altay teorisi geliştirilmiştir.

Klasik biçiminde Türk, Moğol ve Tunguz dillerinin ortak bir atadan geldiği ileri sürülmüştür.

Gustaf John Ramstedt ve Nicholas Poppe bu araştırma geleneğinin başlıca isimlerindendir.

Hipotetik model:

ŞEMA 34Kavramsal akış
*PROTO-ALTAYCA ?PROTO-TÜRKÇEPROTO-MOĞOLCAPROTO-TUNGUZCA
L. KLASİK ALTAY TEORİSİ: RAMSTEDT VE POPPE: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Daha geniş modeller Korece ve Japoncayı da bu karşılaştırmaya eklemiştir.

Fakat soru işareti zorunludur.

Bu model üzerinde bilimsel görüş birliği bulunmamaktadır.

LI. ORTAK MİRAS MI, ÖDÜNÇLEME Mİ?

Türk ve Moğol toplulukları uzun yüzyıllar boyunca birbirleriyle temas hâlinde yaşamıştır.

Dolayısıyla iki dilde benzer bir kelime bulunduğunda en az iki temel açıklama mümkündür:

ŞEMA 35Kavramsal akış
TÜRKÇE ≈ MOĞOLCAbenzer bir unsurORTAK MİRASÖDÜNÇLEMEproto-dildenTürkçe → MoğolcakalmaveyaMoğolca → Türkçe
LI. ORTAK MİRAS MI, ÖDÜNÇLEME Mİ?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Erken ödünçlemeler yüzyıllar boyunca ses değişmesine uğradığında kalıtsal kelimelere benzeyebilir.

Gerhard Doerfer'in çalışmalarının önemli katkılarından biri bu temas ve ödünçleme problemini Altayistik tartışmasının merkezine yerleştirmesidir.

LII. ALTAY TEORİSİNE MODERN ELEŞTİRİLER

XX. yüzyılın sonu ve XXI. yüzyılda klasik Altay teorisine güçlü eleştiriler yöneltilmiştir.

Eleştirilerin temel noktalarından biri, önerilen ortak kelimelerin ve yapıların önemli bölümünün uzun süreli Avrasya temaslarıyla açıklanabileceğidir.

Genetik ilişkiyi kanıtlamak için yalnız:

  • eklemelilik
  • ünlü uyumu
  • SOV söz dizimi
  • gramatik cinsiyet yokluğu

gibi tipolojik özellikler yeterli değildir.

Gerekli olan:

DÜZENLİ SES DENKLİKLERİ + TEMEL SÖZ VARLIĞINDA SİSTEMATİK İLİŞKİ + ORTAK MORFOLOJİK YENİLİKLER + KRONOLOJİK TUTARLILIK

gibi daha güçlü kanıtlardır.

LIII. TRANSEURASIAN TARTIŞMASI

Son dönem literatüründe “Transeurasian” terimi Türk, Moğol, Tunguz, Kore ve Japon dillerini birlikte tartışmak amacıyla kullanılmaktadır.

Bazı araştırmacılar bu diller arasında genetik ilişki bulunduğunu savunurken başka araştırmacılar benzerliklerin büyük bölümünü temas, tipoloji ve areal yakınlıkla açıklamaktadır.

Dolayısıyla:

ŞEMA 36Kavramsal akış
TRANSEURASIANGENETİK HİPOTEZAREAL / TEMASolarak kullanımalanı olarakdeğerlendirme
LIII. TRANSEURASIAN TARTIŞMASI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

birbirinden ayrılmalıdır.

Terminolojinin yeni olması hipotezin otomatik olarak kanıtlandığı anlamına gelmez.

LIV. TÜRKÇENİN EN ESKİ AKRABASI HANGİ DİLDİR?

Bu soruya bilimsel açıdan iki farklı düzeyde cevap verilmelidir.

Kesin olarak bildiğimiz düzey:

ŞEMA 37Kavramsal akış
TÜRKİYE TÜRKÇESİOĞUZTÜRK DİLLERİ*PROTO-TÜRKÇE
LIV. TÜRKÇENİN EN ESKİ AKRABASI HANGİ DİLDİR?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu genetik ilişki sistematik dilsel verilerle kurulabilir.

Bunun ötesinde:

ŞEMA 38Kavramsal akış
*PROTO-TÜRKÇE?*PROTO-ALTAY??daha eskiüst aile?
LIV. TÜRKÇENİN EN ESKİ AKRABASI HANGİ DİLDİR?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

noktasında kanıt düzeyi değişir.

Dolayısıyla “Türkçe Ural-Altay dil ailesindendir” cümlesi güncel bilimsel kesinlik gibi kullanılmamalıdır.

LV. “BÜTÜN DİLLER TÜRKÇEDEN ÇIKTI” İDDİASI NASIL SINANIR?

Herhangi bir dilin Türkçeden çıktığı veya Türkçeyle ortak ataya sahip olduğu iddiası birkaç benzer kelimeyle kanıtlanamaz.

Bilimsel test zinciri:

ŞEMA 39Kavramsal akış
AKRABALIK İDDİASITEMEL SÖZ VARLIĞIDÜZENLİ SES DENKLİĞİORTAK BİÇİMBİLGİSEL MİRASORTAK YENİLİKLERKRONOLOJİK UYUMLULUKPROTO-DİL MODELİBAĞIMSIZ SINAMA
LV. “BÜTÜN DİLLER TÜRKÇEDEN ÇIKTI” İDDİASI NASIL SINANIR?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

şeklinde ilerlemelidir.

Yüzeysel ses benzerliği etimoloji değildir.

LVI. BASKAKOV VE TARİHÎ-COĞRAFÎ SINIFLANDIRMA

N. A. Baskakov XX. yüzyıl Türk dili sınıflandırmalarının en etkili isimlerinden biridir.

Baskakov'un sistemi yalnız çağdaş ses özelliklerine değil, tarihî Türk topluluklarına ve coğrafî gelişmelere de önem verir.

Bu yaklaşımın güçlü yanı Türk dili tarihini siyasî ve etnik tarih bağlamına yerleştirmesidir.

Bununla birlikte halkların siyasî tarihi ile dilsel soy ağacı her zaman bire bir örtüşmediğinden, tarihî-etnik adlandırmalar genetik sınıflandırmada ihtiyatla kullanılmalıdır.

LVII. TALAT TEKİN VE FONOLOJİK SINIFLANDIRMA

Talat Tekin'in 1989'da yayımlanan “Türk Dili Diyalektlerinin Yeni Bir Tasnifi” çalışması Türk dili sınıflandırma tarihinde önemli bir dönüm noktasıdır.

Tekin'in yaklaşımında belirli tarihî ses özellikleri sınıflandırmanın merkezine alınmıştır.

Bu nedenle Çuvaşça, Halaçça ve Yakutça/Saha gibi diller geleneksel Oğuz-Kıpçak-Karluk-Sibirya dörtlüsünün içinde eritilmez.

Bu yaklaşımın temel bilimsel mesajı şudur:

ŞEMA 40Kavramsal akış
BİR DİLİN SINIFLANDIRMADAKİ ÖNEMİXKONUŞUR SAYISINA BAĞLI DEĞİLDİR
LVII. TALAT TEKİN VE FONOLOJİK SINIFLANDIRMA: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Halaçça veya Çuvaşça gibi daha küçük diller Proto-Türkçe araştırması açısından milyonlarca konuşuru olan dillerden daha kritik bir tarihî özelliği koruyabilir.

LVIII. JOHANSON: SOY AĞACI YETMEZ, TEMAS AĞI DA GEREKİR

Lars Johanson'ın Türk dilleri üzerine çalışmalarının önemli yönlerinden biri dil temasını sistematik biçimde ele almasıdır.

Türk dilleri yüzyıllar boyunca geniş Avrasya coğrafyasında hem akraba hem akraba olmayan çok sayıda dille temas etmiştir.

Bu nedenle Türk dili tarihi iki modelin birlikte kullanılmasını gerektirir:

ŞEMA 41Kavramsal akış
SOY AĞACI*PROTO-TÜRKÇEDALLANMA
LVIII. JOHANSON: SOY AĞACI YETMEZ, TEMAS AĞI DA GEREKİR: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

+

ŞEMA 42Kavramsal akış
TEMAS AĞIİranî ↔ Türk ↔ Moğol ↔ Tunguz↕Ural↕Slav↕Çin vb.
LVIII. JOHANSON: SOY AĞACI YETMEZ, TEMAS AĞI DA GEREKİR: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu model özellikle Özbekçe, Kırım Tatarcası, Saha Türkçesi ve Salarca gibi yoğun temas tarihine sahip dilleri anlamada önemlidir.

LIX. RÓNA-TAS: DİL, TARİH VE ARKEOLOJİ

András Róna-Tas'ın erken Türk tarihi çalışmalarının önemli yönlerinden biri dilbilimsel veriyi tarih, coğrafya ve başka disiplinlerle birlikte değerlendirmesidir.

Bir tarihî topluluğun dilini belirlemek için yalnız bir etnonim veya tek bir kelime yeterli değildir.

ŞEMA 43Kavramsal akış
TARİHÎ TOPLULUKDİLTARİHARKEOLOJİCOĞRAFYAETNONİMKARŞILAŞTIRMALISONUÇ
LIX. RÓNA-TAS: DİL, TARİH VE ARKEOLOJİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Hun, Bulgar, Hazar ve Saka gibi topluluklarda bu disiplinlerarası yöntem özellikle gereklidir.

LX. TÜRK DİLLERİNİN NİHAİ GENETİK ŞEMASI

Aşağıdaki şema bu çalışmanın pedagojik sentezidir. Tartışmalı alt gruplar mutlak filogenetik hüküm olarak değil, modern Türkolojideki genel sınıflandırma eğilimlerini görünür kılmak amacıyla verilmiştir.

GENETİK SOY AĞACISemantik şema
*PROTO-TÜRKÇE
OGUR / BULGARÇuvaşça
GENEL TÜRKÇE

OĞUZ

Türkiye TürkçesiAzerbaycan TürkçesiTürkmenceGagavuzcaHorasan · Kaşkay · Afşar

KIPÇAK

KazakçaKarakalpakçaNogaycaTatarca · BaşkurtçaKaraim · KumukKaraçay-Balkarca · Kırım Tatarcası

KARLUK

ÖzbekçeYeni Uygur Türkçesi

SAHA–DOLGAN

Saha TürkçesiDolganca

SİBİRYA / KUZEYDOĞU

Tuvaca · TofacaHakasça · ŞorcaÇulımcaAltay · Teleüt · TelengitKumandı · Tubalar · Çalkan

Özel veya tartışmalı konumlar: Halaçça, Salarca, Sarı Uygurca ve Fu-yü Kırgızcası.

Türk dillerinin ana kollarını görünür kılan pedagojik sentez. Alt dallanmalarda araştırmacılar arasında farklı değerlendirmeler bulunabilir.
ŞEMA 45Kavramsal akış
ALTAY ALANIAltay Türkçesi çeşitleriTeleüt – Telengit –Kumandı – Tubalar –Çalkan vb.
LX. TÜRK DİLLERİNİN NİHAİ GENETİK ŞEMASI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.
ŞEMA 46Kavramsal akış
ÖZEL / TARTIŞMALI KONUMLARHalaçça – Salarca –Sarı Uygurca –Fu-yü Kırgızcası vb.
LX. TÜRK DİLLERİNİN NİHAİ GENETİK ŞEMASI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu şemada Karakalpakça özellikle Kıpçak-Nogay sahasının temel dillerinden biri olarak görünür tutulmuştur.

Saha ise belirsiz bir “Sibirya” kutusunun içine gömülmemiş; Dolgancayla birlikte ayrı ve belirgin bir tarihî alan olarak gösterilmiştir.

LXI. GENETİK SOY AĞACI İLE YAZI DİLİ TARİHİNİN AYRILMASI

Türk dili tarihindeki en yaygın kavramsal hatalardan biri genetik soy ağacıyla tarihî yazı dili gelişimini aynı şema sanmaktır.

Genetik soy ağacı bütün Türk dillerinin akrabalığını gösterir.

Yazı dili şeması ise belirli edebî geleneklerin tarihî gelişimini gösterir.

Bu nedenle ikinci şema ayrıca kurulmalıdır:

YAZI DİLİ GELENEĞİGenetik soy ağacı değildir
ESKİ TÜRK YAZI DİLLERİ
ORHON / KÖKTÜRKESKİ UYGUR
KARAHANLI
HAREZMÇAĞATAYOrta Asya edebî geleneği → modern Karluk sahası
KIPÇAKModern Kıpçak dilleriyle tarihî ilişkiler
OĞUZESKİ ANADOLUOSMANLITÜRKİYE TÜRKÇESİ
Tarihî yazı dilleri ve edebî gelenekler arasındaki gelişim çizgisi.

Bu şema genetik soy ağacı değildir.

Örneğin Saha Türkçesi Karahanlı Türkçesinden “çıkmış” değildir. Çuvaşça da Eski Uygurcadan türemiş değildir.

Bu ayrım Türk dili tarihini doğru anlamanın temel şartlarından biridir.

LXII. TÜRKİYE TÜRKÇESİNİN ÖZEL TARİHÎ ÇİZGİSİ

Bütün Türk dil ailesinin soy ağacından ayrı olarak yalnız Türkiye Türkçesine ulaşan çizgi şematik biçimde şöyle gösterilebilir:

ŞEMA 48Kavramsal akış
*PROTO-TÜRKÇEGENEL TÜRKÇEOĞUZ TÜRKÇESİBATI OĞUZ SAHASIESKİ ANADOLU TÜRKÇESİOSMANLI TÜRKÇESİTÜRKİYE TÜRKÇESİ
LXII. TÜRKİYE TÜRKÇESİNİN ÖZEL TARİHÎ ÇİZGİSİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu şema Türkiye Türkçesinin soy çizgisini göstermek amacıyla kullanılabilir; fakat bütün Türk dili tarihinin yerine geçirilemez.

LXIII. TÜRK DİLLERİNİN COĞRAFÎ YAYILIŞI

Türk dili ailesi Balkanlardan Kuzeydoğu Sibirya'ya kadar uzanan geniş bir Avrasya sahasında konuşulur.

Batı-doğu ekseninde:

ŞEMA 49Kavramsal akış
BALKANLARANADOLUKAFKASYAİDİL-URALHAZAR ÇEVRESİORTA ASYAALTAY-SAYANSİBİRYASAHA / YAKUTİSTANARKTİK KUŞAK
LXIII. TÜRK DİLLERİNİN COĞRAFÎ YAYILIŞI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Güney ekseninde ise:

ŞEMA 50Kavramsal akış
ANADOLUAZERBAYCANİRANHORASAN / KAŞKAY SAHASIORTA ASYA
LXIII. TÜRK DİLLERİNİN COĞRAFÎ YAYILIŞI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

gibi başka dil alanları bulunur.

Dolayısıyla Türk dilleri yalnız “Orta Asya dilleri” olarak tanımlanamaz.

LXIV. TÜRKÇENİN ALFABELERİ

Türk dili tarihi aynı zamanda büyük bir alfabe tarihidir.

Türkçe tarih boyunca farklı coğrafyalarda farklı yazı sistemleriyle yazılmıştır:

ŞEMA 51Kavramsal akış
TÜRKÇENİN YAZI TARİHİESKİ TÜRK YAZISIUYGUR YAZISIARAP YAZISIMani / Brahmivb. çevrelerErmeni / İbraniKİRİL / LATİNÇAĞDAŞ TÜRK DİLLERİ
LXIV. TÜRKÇENİN ALFABELERİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bir dilin kullandığı alfabe onun genetik kimliğini değiştirmez.

Türkçe Arap yazısıyla yazıldığında Arapça olmadığı gibi Latin yazısıyla yazıldığında da Latin kökenli bir dil olmaz.

LXV. 1928 HARF DEVRİMİ

1 Kasım 1928'de 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun kabul edilmiştir.

Böylece Türkiye'de Türkçenin yazımında Arap kökenli Osmanlı yazısından Latin esaslı yeni Türk alfabesine geçilmiştir.

Bu değişim:

ŞEMA 52Kavramsal akış
OSMANLI YAZISI1 KASIM 1928LATİN ESASLITÜRK ALFABESİ
LXV. 1928 HARF DEVRİMİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

şeklinde bir yazı sistemi değişimidir.

1928'de Türk dili “yaratılmamıştır”.

Türkiye Türkçesinin gramatik ve tarihî temeli çok daha eskidir.

LXVI. HARF DEVRİMİ İLE DİL DEVRİMİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR

Bu iki süreç popüler anlatılarda sık sık birbirine karıştırılır.

Kronoloji:

ŞEMA 53Kavramsal akış
1928HARF DEVRİMİalfabe değişimi
LXVI. HARF DEVRİMİ İLE DİL DEVRİMİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.
ŞEMA 54Kavramsal akış
1932TÜRK DİLİ TETKİK CEMİYETİI. TÜRK DİLİ KURULTAYI
LXVI. HARF DEVRİMİ İLE DİL DEVRİMİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.
ŞEMA 55Kavramsal akış
1930'LARDERLEMETARAMATERİM ÜRETİMİSÖZLÜK ÇALIŞMALARIÖZLEŞTİRME
LXVI. HARF DEVRİMİ İLE DİL DEVRİMİ AYNI ŞEY DEĞİLDİR: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Dolayısıyla:

HARF DEVRİMİ = YAZI SİSTEMİ DEĞİŞİMİ

DİL DEVRİMİ = SÖZ VARLIĞI + TERİM + ARAŞTIRMA + STANDARDİZASYON + DİL POLİTİKASI

şeklinde ayrılmalıdır.

LXVII. TÜRK DİLİ TETKİK CEMİYETİ

Türk Dili Tetkik Cemiyeti 12 Temmuz 1932'de kurulmuştur.

26 Eylül 1932'de Birinci Türk Dili Kurultayı toplanmıştır.

Kurumun çalışmalarında sözlük, gramer, ağız araştırmaları, tarihî metin taramaları, etimoloji ve terminoloji gibi alanlar önemli yer tutmuştur.

Bu nedenle Cumhuriyet dönemi dil çalışmaları yalnız “kelime değiştirme” faaliyeti olarak değerlendirilmemelidir.

LXVIII. DERLEME VE TARAMA

Dil çalışmalarının temel kaynaklarından biri Anadolu ağızları olmuştur.

ŞEMA 56Kavramsal akış
ANADOLU AĞIZLARIDERLEMESÖZ VARLIĞININBELGELENMESİ
LXVIII. DERLEME VE TARAMA: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

İkinci büyük kaynak tarihî metinlerdir:

ŞEMA 57Kavramsal akış
TARİHÎ METİNLERTARAMAESKİ TÜRKÇESÖZ VARLIĞININBELGELENMESİ
LXVIII. DERLEME VE TARAMA: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu çalışmalar daha sonra Derleme Sözlüğü ve Tarama Sözlüğü gibi temel eserlerin oluşmasına zemin hazırlamıştır.

LXIX. ÖZLEŞTİRME VE DİL PLANLAMASININ SINIRLARI

1930'ların ilk dönemindeki özleştirme hareketi özellikle Arapça ve Farsça kökenli kelimelere Türkçe karşılık bulmaya yönelmiştir.

Kaynaklar arasında halk ağızları, tarihî metinler, diğer Türk dilleri ve Türkçe köklerden yeni türetmeler bulunmaktadır.

ŞEMA 58Kavramsal akış
YABANCI / ESKİ TERİMAĞIZLARTARİHÎ METİNTÜRETMEYENİ KELİMEBENİMSENİRBENİMSENMEZYAŞARSİLİNİR
LXIX. ÖZLEŞTİRME VE DİL PLANLAMASININ SINIRLARI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Dil kurumları kelime önerebilir; fakat kelimenin gerçek kullanımda yaşayıp yaşamayacağını konuşur topluluğunun tercihleri belirler.

LXX. GÜNEŞ-DİL TEORİSİ VE KVERGIC

1930'ların ortalarında ortaya çıkan Güneş-Dil Teorisi Türk dil düşüncesi tarihinin en tartışmalı safhalarından biridir.

Hermann F. Kvergic'in Atatürk'e ulaşan çalışmaları teorinin entelektüel oluşum ortamında önem taşımıştır.

Ancak Güneş-Dil Teorisinin tarihî önemi ile modern karşılaştırmalı dilbilimdeki bilimsel geçerliliği birbirinden ayrılmalıdır.

ŞEMA 59Kavramsal akış
GÜNEŞ-DİL TEORİSİDÖNEMİNDİL POLİTİKASIKÜLTÜREL /BİLİMİİDEOLOJİKBAĞLAMTARİHÎ OLGUXMODERN DİLBİLİMDEKANITLANMIŞ GENETİKKÖKEN MODELİ
LXX. GÜNEŞ-DİL TEORİSİ VE KVERGIC: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

“Bütün dünya dilleri Türkçeden çıkmıştır” türü iddialar düzenli ses denklikleri ve sistematik karşılaştırmalı kanıt olmadan bilimsel genetik ilişki olarak kabul edilemez.

LXXI. OSMANLI TÜRKÇESİNDEN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE: KOPUŞ MU, DEVAMLILIK MI?

Bu konuda iki uç görüşten kaçınmak gerekir.

Birinci uç:

“1928'de eski dil tamamen ortadan kaldırıldı.”

İkinci uç:

“Hiçbir şey değişmedi, yalnız harfler değişti.”

İkisi de eksiktir.

Daha doğru model:

ŞEMA 60Kavramsal akış
OSMANLI TÜRKÇESİGÜÇLÜ GRAMATİKDEVAMLILIKTÜRKİYE TÜRKÇESİ
LXXI. OSMANLI TÜRKÇESİNDEN TÜRKİYE TÜRKÇESİNE: KOPUŞ MU, DEVAMLILIK MI?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

FAKAT

ALFABE + SÖZ VARLIĞI + TERİMLER + ÜSLUP + EĞİTİM + STANDARTLAR DEĞİŞMİŞTİR

Türkiye Türkçesi Osmanlı Türkçesinden bütünüyle kopuk yeni bir dil değildir; fakat XX. yüzyıldaki planlama ve toplumsal dönüşümler söz varlığı ve yazı kültüründe önemli değişiklikler yaratmıştır.

LXXII. “SAF TÜRKÇE” TARİHTE VAR MIDIR?

Tarih boyunca bütünüyle temassız bir Türkçe yoktur.

ŞEMA 61Kavramsal akış
ESKİ TÜRKÇE↕Çince / İranî çevreler
LXXII. “SAF TÜRKÇE” TARİHTE VAR MIDIR?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.
ŞEMA 62Kavramsal akış
ESKİ UYGURCA↕Soğdca / Toharca / Çince / Sanskritçe
LXXII. “SAF TÜRKÇE” TARİHTE VAR MIDIR?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.
ŞEMA 63Kavramsal akış
KARAHANLI VE SONRASI↕Arapça / Farsça
LXXII. “SAF TÜRKÇE” TARİHTE VAR MIDIR?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.
ŞEMA 64Kavramsal akış
OSMANLI TÜRKÇESİ↕Arapça / Farsça / Yunanca /Balkan ve Avrupa dilleri
LXXII. “SAF TÜRKÇE” TARİHTE VAR MIDIR?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.
ŞEMA 65Kavramsal akış
MODERN TÜRKÇE↕Fransızca / İngilizce /küresel diller
LXXII. “SAF TÜRKÇE” TARİHTE VAR MIDIR?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu nedenle dil temasını “bozulma” olarak görmek tarihî dilbilim açısından doğru değildir.

Asıl soru şudur:

Türkçe aldığı unsurları kendi fonolojik, morfolojik ve söz dizimsel sistemine nasıl uyarlamıştır?

LXXIII. TÜRK DİLİNİN YAPISAL DEVAMLILIĞI

Binlerce yıllık değişme ve temaslara rağmen Türk dillerinin genetik kimliğini sağlayan temel gramatik özelliklerin önemli bir bölümü tarihsel karşılaştırmada tanınabilir.

Bunlar arasında:

  • soneklemeli yapı
  • ad durum sistemleri
  • fiil çekimleri
  • fiilimsi yapıları
  • tamlayan-tamlanan ilişkileri
  • yüklemin sona yönelimi

gibi özellikler sayılabilir.

Fakat bu devamlılık “Türkçe hiç değişmedi” anlamına gelmez.

Daha doğru formül:

ŞEMA 66Kavramsal akış
TÜRK DİL TARİHİDEVAMLILIKDEĞİŞMETARİHÎ GELİŞİM
LXXIII. TÜRK DİLİNİN YAPISAL DEVAMLILIĞI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

LXXIV. TÜRKÇE TEK BİR DİL MİDİR?

Türkiye'deki günlük kullanımda “Türkçe” çoğunlukla Türkiye Türkçesini ifade eder.

Türkoloji ve uluslararası dilbilimde ise Turkic languages kavramı çok daha geniş bir dil ailesini ifade eder.

ŞEMA 67Kavramsal akış
“TÜRKÇE”GÜNLÜK KULLANIMTÜRKOLOJİK BAĞLAMTürkiye TürkçesiTürk dilleriailesinin bütünü
LXXIV. TÜRKÇE TEK BİR DİL MİDİR?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu nedenle akademik çalışmada “Türkiye Türkçesi” ile “Türk dilleri” terimlerinin ayrılması kavramsal açıklık sağlar.

LXXV. DİL, LEHÇE, ŞİVE VE AĞIZ PROBLEMİ

Türkiye Türkolojisinde uzun süre lehçe, şive ve ağız terimleri belirli bir hiyerarşi içinde kullanılmıştır.

Bu terminoloji uluslararası dilbilimdeki language/dialect ayrımıyla bire bir örtüşmez.

Eski kaynaklarda “Yakut lehçesi” veya “Çuvaş lehçesi” denmesi, bunların modern anlamda Türkiye Türkçesinin bölgesel ağızları olduğu anlamına gelmez.

Modern uluslararası dilbilimde Kazakça, Kırgızca, Saha, Çuvaşça, Özbekçe, Azerbaycan Türkçesi vb. ayrı Turkic languages olarak değerlendirilir.

Dil-lehçe ayrımında:

  • yapısal uzaklık
  • karşılıklı anlaşılabilirlik
  • tarihî gelenek
  • standartlaşma
  • toplumsal kimlik
  • siyasî tarih

gibi farklı etkenler rol oynar.

Dolayısıyla tek bir matematik formülü yoktur.

LXXVI. KARŞILIKLI ANLAŞILABİLİRLİK

Türk dilleri arasındaki karşılıklı anlaşılabilirlik eşit değildir.

Oğuz dilleri arasında genel olarak daha yüksek yakınlık bulunurken Çuvaşça veya Saha gibi tarihî bakımdan uzaklaşmış diller Türkiye Türkçesi konuşuru için doğrudan anlaşılır değildir.

Şematik olarak:

ŞEMA 68Kavramsal akış
Türkiye TürkçesiAzerbaycan TürkçesiTürkmenceKazakçaTuvacaSahaÇuvaşça
LXXVI. KARŞILIKLI ANLAŞILABİLİRLİK: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu çizim kesin bir anlaşılabilirlik ölçeği değildir.

Eğitim, medya, kişisel temas ve başka dilleri bilme düzeyi karşılıklı anlaşılabilirliği büyük ölçüde etkileyebilir.

LXXVII. ÇAĞDAŞ TÜRK DÜNYASININ ALFABELERİ

Bugün Türk dilleri tek bir alfabe kullanmamaktadır.

Başlıca sistemler:

ŞEMA 69Kavramsal akış
ÇAĞDAŞ TÜRK DİLLERİLATİNKİRİLARAPTürkiye T.çeşitli RusyaÇin / İranAzerbaycan T.FederasyonusahalarındakiTürkmen T.Türk dilleribazı TürkÖzbekçe vb.dilleri/çeşitleri
LXXVII. ÇAĞDAŞ TÜRK DÜNYASININ ALFABELERİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Alfabe politikaları zaman içerisinde değişebilir.

Ortak veya birbirine yakın Latin alfabelerinin kullanılması yazılı iletişimi kolaylaştırabilir; ancak aynı alfabenin kullanılması ayrı Türk dillerini tek bir dil hâline getirmez.

LXXVIII. TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRK DİLLERİ

Türk dil ailesinin bazı üyeleri milyonlarca konuşura ve güçlü standart dillere sahipken bazıları ciddi ölçüde tehlike altındadır.

Özellikle küçük Sibirya dillerinde kuşaklar arası aktarımın zayıflaması dil kaybı riskini artırmaktadır.

ŞEMA 70Kavramsal akış
KÜÇÜK DİLkonuşur azalmasıkuşak aktarımınınzayıflamasıDİL KAYMASIDİL KAYBI
LXXVIII. TEHLİKE ALTINDAKİ TÜRK DİLLERİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bir dil kaybolduğunda yalnız kelimeler kaybolmaz.

O dille birlikte sözlü kültür, yerel bilgi, mitoloji, tarihî fonoloji, başka dillerle temasın izleri ve Proto-Türkçe hakkında değerli veriler de kaybolabilir.

Bu nedenle Çulımca, Tofaca, Karaimce ve benzeri küçük diller bütün Türk dili tarihinin ortak mirasıdır.

LXXIX. CAFEROĞLU'NA YENİDEN DÖNÜŞ

Araştırmanın başlangıcında Ahmet Caferoğlu vardı.

Türk dil ailesinin bütün büyük tarihî dönemlerini dolaştıktan sonra onun çalışmasının önemi daha açık biçimde görülebilir.

Caferoğlu'nun temel başarısı Türk dilini tarih, coğrafya, metin ve lehçe çeşitliliği içinde bütüncül bir araştırma nesnesi olarak ele almasıdır.

Ancak Caferoğlu son söz değildir.

Modern Türkoloji onun döneminden sonra:

  • Halaççayı yeniden değerlendirmiş
  • Sibirya dillerini daha ayrıntılı belgelemiş
  • tarihî fonolojiyi geliştirmiş
  • dil teması teorilerini ilerletmiş
  • yeni yazmaları ve belgeleri incelemiş
  • genetik sınıflandırma yöntemlerini geliştirmiştir.

Bilimsel mirasın değeri değişmez olmasında değil, sonraki araştırmalara güçlü başlangıç noktası sağlamasındadır.

LXXX. CAFEROĞLU, BASKAKOV, TEKİN, JOHANSON VE RÓNA-TAS'I BİRLİKTE OKUMAK

Bu araştırmanın sonunda tek bir araştırmacının bütün sorunlara cevap verdiğini söylemek mümkün değildir.

Daha verimli model:

ŞEMA 71Kavramsal akış
CAFEROĞLUtarihî bütünlükBASKAKOVTÜRK DİLİTALAT TEKİNtarih/coğrafyaTARİHİtarihî fonolojiJOHANSONRÓNA-TASdil temasıerken tarih /disiplinlerarasıDOERFERödünçleme / temas /Altayistik eleştirisi
LXXX. CAFEROĞLU, BASKAKOV, TEKİN, JOHANSON VE RÓNA-TAS'I BİRLİKTE OKUMAK: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

şeklindedir.

Böylece Türk dili tarihi yalnız kronoloji olmaktan çıkar; filoloji, tarihî fonoloji, sosyodilbilim, temas dilbilimi, tarih ve kültür araştırmasının kesiştiği disiplinlerarası bir alan hâline gelir.

LXXXI. TÜRK DİLİNİN TARİHÎ GELİŞİMİNİ TEK ŞEMADA OKUMAK

Artık genetik ve tarihî süreçleri birbirine karıştırmadan genel görünümü oluşturabiliriz.

GENETİK DÜZEY

ŞEMA 72Kavramsal akış
*PROTO-TÜRKÇEOGUR / BULGARGENEL TÜRKÇEÇUVAŞÇAOğuz / Kıpçak / Karluk /Saha-Dolgan / Sibiryave diğer tarihî kollar
LXXXI. TÜRK DİLİNİN TARİHÎ GELİŞİMİNİ TEK ŞEMADA OKUMAK: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

YAZI DİLİ DÜZEYİ

ŞEMA 73Kavramsal akış
ESKİ TÜRK YAZI DİLLERİOrhon / Eski UygurKarahanlıHarezmKıpçakOğuzÇağatayEski AnadoluOrta Asya geleneğiOsmanlıTürkiye Türkçesi
LXXXI. TÜRK DİLİNİN TARİHÎ GELİŞİMİNİ TEK ŞEMADA OKUMAK: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

TEMAS DÜZEYİ

ŞEMA 74Kavramsal akış
İranî diller↕Ural dilleri ↔ TÜRK DİLLERİ ↔ Moğol dilleri↕Tunguz dilleri↕Çin dilleri↕Slav dilleri↕Arapça / Farsça /Avrupa dilleri
LXXXI. TÜRK DİLİNİN TARİHÎ GELİŞİMİNİ TEK ŞEMADA OKUMAK: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Bu üç şema birlikte Türk dili tarihinin gerçek çok boyutluluğunu gösterir.

LXXXII. TÜRKÇENİN TARİHİ NEREDE BAŞLAR, NEREDE BİTER?

Türkçenin tarihi Orhon'da başlamaz.

Orhon, yazılı tarihin en büyük erken eşiklerinden biridir.

ŞEMA 75Kavramsal akış
TARİH ÖNCESİ*PROTO-TÜRKÇEERKEN DALLANMALARORHON / ESKİ TÜRKÇEYAZILI TARİHBUGÜN
LXXXII. TÜRKÇENİN TARİHİ NEREDE BAŞLAR, NEREDE BİTER?: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Türkçenin tarihi bugün de bitmiş değildir.

İstanbul'da konuşulan Türkiye Türkçesi, Bakü'deki Azerbaycan Türkçesi, Nukus'taki Karakalpakça, Astana'daki Kazakça, Taşkent'teki Özbekçe, Bişkek'teki Kırgızca, Kazan'daki Tatarca, Yakutsk'taki Saha Türkçesi ve Çuvaşistan'daki Çuvaşça aynı uzun tarihî sürecin farklı çağdaş sonuçlarıdır.

LXXXIII. GENEL SONUÇ: AYRILMA, TEMAS VE DEVAMLILIK

Türk dilinin tarihî gelişimi tek çizgili değildir.

Onu yalnız:

ŞEMA 76Kavramsal akış
KÖKTÜRKÇEUYGURCAKARAHANLIOSMANLITÜRKİYE TÜRKÇESİ
LXXXIII. GENEL SONUÇ: AYRILMA, TEMAS VE DEVAMLILIK: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

şeklinde anlatmak Türk dil ailesinin büyük bölümünü görünmez hâle getirir.

Daha doğru temel model:

GENETİK SOY AĞACISemantik şema
*PROTO-TÜRKÇE
OGUR / BULGARÇuvaşça
GENEL TÜRKÇE

OĞUZ

Türkiye TürkçesiAzerbaycan TürkçesiTürkmenceGagavuzcaHorasan · Kaşkay · Afşar

KIPÇAK

KazakçaKarakalpakçaNogaycaTatarca · BaşkurtçaKaraim · KumukKaraçay-Balkarca · Kırım Tatarcası

KARLUK

ÖzbekçeYeni Uygur Türkçesi

SAHA–DOLGAN

Saha TürkçesiDolganca

SİBİRYA / KUZEYDOĞU

Tuvaca · TofacaHakasça · ŞorcaÇulımcaAltay · Teleüt · TelengitKumandı · Tubalar · Çalkan

Özel veya tartışmalı konumlar: Halaçça, Salarca, Sarı Uygurca ve Fu-yü Kırgızcası.

Türk dillerinin ana kollarını görünür kılan pedagojik sentez. Alt dallanmalarda araştırmacılar arasında farklı değerlendirmeler bulunabilir.

ve bunun üzerinde işleyen geniş temas ağıdır.

Türk dili tarihi üç kavramın birlikte tarihidir:

ŞEMA 78Kavramsal akış
TÜRK DİL TARİHİAYRILMATEMASDEVAMLILIKAĞAÇAĞMİRAS
LXXXIII. GENEL SONUÇ: AYRILMA, TEMAS VE DEVAMLILIK: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

Ayrılma farklı Türk dillerini doğurmuştur.

Temas bu dillerin yapısını ve söz varlığını değiştirmiştir.

Devamlılık ise bütün değişmelere rağmen ortak tarihî mirasın karşılaştırmalı yöntemle tanınabilmesini sağlamıştır.

LXXXIV. SON SÖZ: TAŞTAN DİJİTAL ÇAĞA

Türkçenin tarihî yolculuğu olağanüstü bir kültür tarihidir.

TARİHÎ YOLCULUKTaştan dijital çağa
  1. 01Sözlü çağ
  2. 02Taşa kazınan Türkçe
  3. 03Orhon
  4. 04Kâğıda geçen Türkçe
  5. 05Uygur
  6. 06Karahanlı · Harezm · Kıpçak
  7. 07Çağatay · Oğuz
  8. 08Eski Anadolu · Osmanlı
  9. 09Çağdaş Türk dilleri
  10. 10Dijital çağ
Türkçenin sözlü çağdan farklı yazı gelenekleri aracılığıyla çağdaş dijital dünyaya uzanan yolculuğu.

Bu yolculuk sırasında devletler kurulmuş ve yıkılmış, dinî çevreler değişmiş, alfabeler değiştirilmiş, topluluklar binlerce kilometre göç etmiş, başka dillerden kelimeler alınmış, eski kelimeler unutulmuş, yeni kelimeler türetilmiş ve ayrı standart diller ortaya çıkmıştır.

Buna rağmen karşılaştırmalı dilbilim Orhon'dan İstanbul'a, Kazan'dan Nukus'a, Kaşgar'dan Yakutsk'a uzanan tarihî akrabalığın izlerini hâlâ ortaya çıkarabilmektedir.

Türk dilinin büyüklüğü değişmeden kalmış olmasında değildir.

Tam tersine:

değişebilmesinde, dallanabilmesinde, başka kültürlerle temas edebilmesinde, yeni coğrafyalara uyum sağlayabilmesinde ve bütün bunlara rağmen tarihî kimliğinin karşılaştırmalı yöntemle izlenebilir kalmasındadır.

Türk dili tarihi, değişmenin içindeki devamlılığın tarihidir.

KAYNAKÇA VE TEMEL BAŞVURU ESERLERİ

Aşağıdaki kaynakça, makalenin bilimsel omurgasını oluşturan temel çalışmalar ile metinde ele alınan başlıca tarihî kaynakları bir araya getirmektedir. Nihai web yayımında kullanılan baskıya göre sayfa numaralarının ayrıca standartlaştırılması önerilir.

Aalto, Pentti. Studies in Altaic and Comparative Philology. Helsinki: Finnish Oriental Society.

Baskakov, N. A. Vvedenie v izučenie tjurkskih jazykov. Moskova.

Caferoğlu, Ahmet. Türk Dili Tarihi I–II. İstanbul: Enderun Kitabevi ve çeşitli baskılar.

Clauson, Sir Gerard. An Etymological Dictionary of Pre-Thirteenth-Century Turkish. Oxford: Clarendon Press, 1972.

Dankoff, Robert ve James Kelly. Mahmud al-Kashgari, Compendium of the Turkic Dialects (Dīwān Luγāt at-Turk). Harvard University Printing Office, 1982–1985.

Doerfer, Gerhard. Türkische und mongolische Elemente im Neupersischen. Wiesbaden, 1963–1975.

Doerfer, Gerhard. Khalaj Materials ve Halaç dili üzerine çeşitli çalışmalar.

Ercilasun, Ahmet Bican. Başlangıçtan Yirminci Yüzyıla Türk Dili Tarihi. Ankara: Akçağ.

Erdal, Marcel. A Grammar of Old Turkic. Leiden/Boston: Brill, 2004.

Gabain, A. von. Eski Türkçenin Grameri. Çeşitli Türkçe baskılar.

Georg, Stefan; Michalove, Peter A.; Ramer, Alexis Manaster; Sidwell, Paul J. “Telling General Linguists about Altaic.” Journal of Linguistics, 1999.

Golden, Peter B. An Introduction to the History of the Turkic Peoples. Wiesbaden: Otto Harrassowitz, 1992.

Johanson, Lars. Structural Factors in Turkic Language Contacts. Richmond: Curzon, 2002.

Johanson, Lars. Turkic. Cambridge Language Surveys. Cambridge: Cambridge University Press, 2021.

Johanson, Lars ve Éva Á. Csató, eds. The Turkic Languages. London/New York: Routledge. Birinci ve sonraki baskılar.

Kâşgarlı Mahmud. Dîvânu Lugâti't-Türk. Besim Atalay tercümesi ve Robert Dankoff–James Kelly yayımı başta olmak üzere karşılaştırmalı baskılar.

Korkmaz, Zeynep. Türkiye Türkçesinin Temeli Oğuz Türkçesinin Gelişimi. Ankara: Türk Dil Kurumu.

Ligeti, Louis. Türk dili ve Altayistik üzerine çeşitli çalışmalar.

Menges, Karl H. The Turkic Languages and Peoples: An Introduction to Turkic Studies. Wiesbaden: Harrassowitz.

Poppe, Nicholas. Introduction to Altaic Linguistics. Wiesbaden: Otto Harrassowitz, 1965.

Ramstedt, G. J. Einführung in die altaische Sprachwissenschaft. Helsinki.

Robbeets, Martine. Is Japanese Related to Korean, Tungusic, Mongolic and Turkic? Wiesbaden: Harrassowitz, 2005.

Róna-Tas, András. An Introduction to Turkology. Szeged: University of Szeged.

Róna-Tas, András. Hungarians and Europe in the Early Middle Ages: An Introduction to Early Hungarian History. Budapest: Central European University Press.

Schönig, Claus. Türk dillerinin tarihî ve genetik sınıflandırılması üzerine çalışmalar.

Sinor, Denis, ed. The Cambridge History of Early Inner Asia. Cambridge: Cambridge University Press, 1990.

Skjærvø, Prods Oktor. İran dilleri, Eski İran dilleri ve Saka/İskit dil malzemesi üzerine çalışmalar.

Starostin, Sergei; Anna Dybo; Oleg Mudrak. Etymological Dictionary of the Altaic Languages. Leiden/Boston: Brill, 2003.

Tekin, Talat. A Grammar of Orkhon Turkic. Bloomington: Indiana University, 1968.

Tekin, Talat. “A New Classification of the Chuvash-Turkic Languages.” Erdem 5/13, 1989, s. 129–140.

Tekin, Talat. “Türk Dili Diyalektlerinin Yeni Bir Tasnifi.” Erdem 5/13, 1989, s. 141–168.

Tekin, Talat. Türk Dillerinde Birincil Uzun Ünlüler. Ankara: Kültür Bakanlığı / Türkoloji yayınları.

Tekin, Talat. Hunların Dili. Ankara: Doruk ve ilgili baskılar.

Thomsen, Vilhelm. Orhon ve Yenisey yazıtlarının çözümü ve Eski Türk yazısı üzerine temel çalışmalar.

Turan, Fikret. “Türk Dili Tarihçiliğinin Kuruluşu Bağlamında Ahmet Caferoğlu'nun Türk Dilinin Doğuşu ve Erken Dönem Lehçeleri Üzerine Görüşleri ve Kaynakları.” Türk Dil Kurumu, Bilge Tonyukuk Anısına hazırlanan bilimsel yayın.

Uşnitskiy, Vasiliy. Saha ve Yakut etnonimleri ile Saha etnogenezi üzerine çalışmalar.

Vovin, Alexander. Altay teorisi, Japonca, Korece ve Kuzeydoğu Asya tarihî dil ilişkileri üzerine çalışmalar.

Yusuf Has Hacib. Kutadgu Bilig. Reşid Rahmeti Arat yayımı.

Edib Ahmed Yüknekî. Atabetü'l-Hakayık. Reşid Rahmeti Arat ve sonraki bilimsel yayımlar.

Rabgūzī. Kısasü'l-Enbiyâ / Kısasü'r-Rabgūzī. Bilimsel metin yayımları.

Nehcü'l-Ferâdis. Bilimsel metin ve tıpkıbasım çalışmaları.

Codex Cumanicus. Bilimsel tıpkıbasım, sözlük ve filolojik incelemeler.

Ali Şir Nevâyî. Muhakemetü'l-Lugateyn. Bilimsel metin yayımları.

Türk Dil Kurumu. Derleme Sözlüğü.

Türk Dil Kurumu. Tarama Sözlüğü.

Türk Dil Kurumu. Türk Dili Tetkik Cemiyeti/Türk Dil Kurumu tarihçesi ve Türk Dili Kurultayı belgeleri.

1353 Sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun, 1 Kasım 1928.

EK I – KODEX İÇİN GENETİK AĞACIN TEK PARÇA SÜRÜMÜ

GENETİK SOY AĞACISemantik şema
*PROTO-TÜRKÇE
OGUR / BULGARÇuvaşça
GENEL TÜRKÇE

OĞUZ

Türkiye TürkçesiAzerbaycan TürkçesiTürkmenceGagavuzcaHorasan · Kaşkay · Afşar

KIPÇAK

KazakçaKarakalpakçaNogaycaTatarca · BaşkurtçaKaraim · KumukKaraçay-Balkarca · Kırım Tatarcası

KARLUK

ÖzbekçeYeni Uygur Türkçesi

SAHA–DOLGAN

Saha TürkçesiDolganca

SİBİRYA / KUZEYDOĞU

Tuvaca · TofacaHakasça · ŞorcaÇulımcaAltay · Teleüt · TelengitKumandı · Tubalar · Çalkan

Özel veya tartışmalı konumlar: Halaçça, Salarca, Sarı Uygurca ve Fu-yü Kırgızcası.

Türk dillerinin ana kollarını görünür kılan pedagojik sentez. Alt dallanmalarda araştırmacılar arasında farklı değerlendirmeler bulunabilir.

EK II – TARİHÎ YAZI DİLLERİ ŞEMASI

YAZI DİLİ GELENEĞİGenetik soy ağacı değildir
ESKİ TÜRK YAZI DİLLERİ
ORHON / KÖKTÜRKESKİ UYGUR
KARAHANLI
HAREZMÇAĞATAYOrta Asya edebî geleneği → modern Karluk sahası
KIPÇAKModern Kıpçak dilleriyle tarihî ilişkiler
OĞUZESKİ ANADOLUOSMANLITÜRKİYE TÜRKÇESİ
Tarihî yazı dilleri ve edebî gelenekler arasındaki gelişim çizgisi.

EK III – TÜRKİYE TÜRKÇESİNİN TARİHÎ SOY ÇİZGİSİ

ŞEMA 82Kavramsal akış
*PROTO-TÜRKÇEGENEL TÜRKÇEOĞUZ TÜRKÇESİBATI OĞUZCAESKİ ANADOLU TÜRKÇESİOSMANLI TÜRKÇESİTÜRKİYE TÜRKÇESİ
EK III – TÜRKİYE TÜRKÇESİNİN TARİHÎ SOY ÇİZGİSİ: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

EK IV – SAKA–SAHA HİPOTEZİNİN SINAMA ŞEMASI

ŞEMA 83Kavramsal akış
SAKA ≟ SAHAFONOLOJİETNONİMTARİHdüzenli k/x vb.ara biçimler?göç zinciri?denklikleri?COĞRAFYAETNOGENEZDİL KİMLİĞİKANITLARIN BİRLİKTEDEĞERLENDİRİLMESİMEVCUT SONUÇ:DOĞRUDAN SAKA → SAHA BAĞLANTISIKANITLANMIŞ DEĞİLDİR
EK IV – SAKA–SAHA HİPOTEZİNİN SINAMA ŞEMASI: özgün yön, dallanma ve birleşme ilişkileri korunarak modern vektör şemaya dönüştürülmüştür.

EK V – TÜRK DİLİ TARİHİNİN ÜÇ BOYUTLU MODELİ

ÜÇ BOYUTLU MODELBirlikte okunmalı
TÜRK DİLİ TARİHİ
SOY AĞACIProto-TürkçeTarihî kollarÇağdaş diller
YAZI GELENEĞİOrhon / UygurKarahanlı · Harezm · KıpçakÇağatay · Oğuz · Osmanlı
TEMAS AĞIİranî · Moğol · UralTunguz · Çin · SlavArapça · Farsça · Avrupa dilleri
AYRILMA + TEMAS + DEVAMLILIK → ÇAĞDAŞ TÜRK DÜNYASI
Türk dili tarihi ancak soy ilişkisi, yazı geleneği ve temas tarihi birlikte değerlendirildiğinde bütünlüklü görünür.

SON CÜMLE

Taşa kazınmış birkaç satırdan milyonlarca dijital metne ulaşan bu uzun tarih boyunca Türkçe tek biçimde kalmamış; dallanmış, başka dillerle temas etmiş, yeni alfabeler kullanmış, yeni coğrafyalara taşınmış ve farklı standart diller meydana getirmiştir. Türk dilinin tarihî büyüklüğü değişmeden kalmasında değil, değişmenin içinde devamlılığını koruyabilmesindedir.

MAKALEYİ BEĞENDİNİZ Mİ?

—toplam beğeni
Her cihazdan yalnızca bir beğeni sayılır.

PAYLAŞ

X
Instagram ve TikTok düğmeleri; başlık, yazar ve kısa öz içeren dikey paylaşım görseli oluşturur.

YAZAR

Faruk YAŞATürk Dili ve Edebiyatı Öğretmeni · Edebiyat Atlası® kurucusu

Faruk YAŞA’nın diğer edebiyat, filoloji ve kültür tarihi incelemelerini okuyun.

Tüm makalelere dön